Yayınevleri ve Kişisel Eleştiriler
Mahser kitabinj incelemeye calisacagim. Merak uyandirdi bende.
Bu arada umurozcan, size teşekkür etmeyi unuttum. Faydalı bir yayınevi incelemesi yapmışsınız. Görüşlerinize ben de katılıyorum.
@clockworkalex e de teşekkürler
Sonuç olarak ben de, fiyat politikalarını değerlendirme dışı tutarsak kitap seçimleri ve baskı kaliteleri anlamında can, yky, iş bankası, iletişim, ithaki,ayrıntı yayınevlerinden memnunum.
Yalnız ithakiye bir sitemim var :) Seri olan kitapların tümünü basmayacaklarsa hiç bir kitabını basmasınlar. 2 3 kitap yayınlayıp arkasını getirmeyince okura büyük saygısızlık yaptıklarını düşünüyorum. Enwor serisinin 2 kitabını yayınlayıp devamını getirmediler ve okuru merak içinde bıraktılar. Böyle yapacaklarsa o seriyi hiç basmasınlar daha iyi.
Ben tesekkur ederim hocam. Bu tip serinin devami basilmayan kitaplar icin toplu bir onsiparis yapabiliriz. Yayinevleri bu sekilde baskiya alabiliyorlar okitaplari.
avro ve kasandra da okuyorum avronun polisiyeleri güzel bide profil var
@clockworkalex Sel Konusunda ben de aynı şeyleri düşünüyorum. Hatta fuarda sordum kendilerine bu mahkeme işini, kısa bir "dertlesme"miz oldu. Çok güzel işler yapıyorlar, bazı isguzarlar ise lekelemeye çalışıyorlar. Pegasus gibi iğrenç bir yayınevi Grinin Bilmem Kaç Tonu mudur nedir onu çıkarıyor daha bir sürü şey... Bunlar tutmuş Sel'e takmış durumdalar. Sansüre karşı biri olarak #dirensel diyorum :)
Bu başlığa katkı yapanlara ayrı ayrı teşekkür ederek başlayayım. Bilmediğim bir sürü şey öğrendim.
Çeviri konusunda kişisel fikirlerim: Avi Pardo ismini gördüğümde gözüm kapalı güvenebileceğimi biliyorum. Çok başarılı. Kitabın çeviri olduğunu tek bir satırda bile hissetmiyorsunuz. Bukowski'ler ve Fante'lerden başka Etgar Keret ve Irvine Welsh aklıma ilk gelen muhteşem çevirileri. Tam tersi bir örnek: Algan Sezgintüredi adı da benim için koşarak uzaklaşılması gereken bir isim. Bir kitap nasıl olur da bu kadar okunmaz hale getirilebilir diyorum. Biz, Çıplak Şölen, Başarısız Hipotez Tanrı sırf kötü çeviri nedeniyle tahammül edemeyip yarıda bıraktığım kitaplar. Çevirdiği kitapları okurken, hmm yazar muhtemelen şunu demek istemiş ama çevirmen şöyle diyerek anlamı kaybetmiş, deyip duruyorum. (Tamamen kişisel fikrim olduğunu tekrar belirteyim.)
Bir başka başarılı örnek: Sadık Hidayet'in muhteşem kitabı Kör Baykuş'u okumak, çevirmesi çok zor bir kitap olduğu halde Behçet Necatigil'in sihirli elleri sayesinde (Varlık, YKY) kitap okumanın ötesinde bir deneyime dönüşüyor. Hocamız, bu çevirinin okullarda ders olarak okutulduğunu söylemişti.
Bunun haricinde bazı arkadaşların da belirttiği gibi, klasiklerde eski kitapları; Cem, Varlık gibi yayınevlerini özellikle arar oldum.
Klasiklerde yenilerden Oda yayınevi çevirilerini pek tutmadım. Mümkünse İş Bankası, YKY ve İletişim alıyorum.
Son olarak sizlerin de fikrini merak ettiğim bir konu, yayınevlerinin punto, font, satır aralıkları gibi tercihleri. Aslında okumayı nasıl da etkiliyor bu unsurlar. Bu konuda en sevdiğim galiba YKY'dir.
Çok güzel bir inceleme olmuş. Bilmediğim hiç okumadığım yayıncılar içinde kılavuz olacak nitelikte. Bende 1-2 yayıncı söylemek isterim.
Nemesis mesela. Kapak vs kaliteleri hoşuma gidiyor ama çevirileri berbat. İyi çıkan tek tük oluyor. Bazılarında ise yazarı sevdiğim için katlanıyorum ama özellikle genç adam genç kadın kelimelerini kullanan çevirmenleri ve bunları inatla düzeltmeyen editörleri çokça kişinin şikayetinde. Tek değilim bu konuda.
Altın Bilek. Bence en kalitesizlerden biri. 2. baskıda bile hataları düzeltmeyen bir yayıncı. Üstelik eleştiriye de hiç tahammüleri yok. Ben bilirim ben en iyisim şeklinde dolaşıyor. Güzel yazarlar kazandırmışlardır, en son Gaskell çıktı mesela ama üsluplarıyla soğuttular. Neyse ki çeviri de çok sorun olmuyor da katlanılıyor. Reklamı yapılan kitaplar da maşallah 2 ayda baskıdan çıkamıyor.
Pegasusla ilgili görüşlerinize de sonuna kadar katılıyorum. Ki ondan beteri de var Ephesus. Adlarını bile ağzıma almak istemem. Pegasus üslup olarak sınıfta kalanlardan biri ayrıca.
Çeviriler ile ilgili de şunu söylemek istiyorum. Epsilon ve Pegasus'un okuduğum tarzları bellidir. Artık onlarda pek sıkıntı olmuyor. Yayıncıların tavrı yüzünden önce çevirmene bakar oldum. Seden Gürel, Kübra Tekneci gibi isimleri gözüm kapalı alırım. Epsilon da Feehan çıkar bilirsiniz. Onda öyle bariz hatalar yapılmış ve editör eleştiri yapanlarla o kadar dalga geçmiştir ki o zamandan beri iyimser bakamıyorum. O yüzden bildiğim yazar bildiğim çevirmen. Sayfa kalitesi bile önemli değil yeter ki çeviri düzgün olsun.
Bir de Dex var. Doğan'ın yan kuruluşu. Çevirisi de kötü yazı puntosu da. Gözlerim kör oldu sayelerinde. Üstelik fahiş fiyatları da cabası. Kişisel tavırlarına değinmiyorum bile o daha beter.
Ben ne olursa olsun Martı diyorum. Çok kitabını okudum çeviri bazen az bazen çokça problemli ama hem ilgilenmeleri hem de fiyatları konusunda çok seviyorum. Hem ucuzlar hem de sitelerinde büyük indirim yapıyorlar. Pegasusun dandik çevirisine onca para dökeceğime Martının kötü çevirisine makul bir ücret veririm daha iyi. Çünkü görülen o ki bu işler parayla da olmuyor. Pahalıyım kaliteliyim diye bir durum yok.
Ayrıca minicik bir not: Son dönem bazı yayıncıların bu işi kimlere verdiğini duyunca kalitesizlik tesadüf gelmiyor. 16 yaşında çocuğa okuma veren yayıncılar biliyorum. Ya da çeviri vereceğini söyleyen. İşte bunların eline kaldık maalesef.
Ben dizayn, punto, font olarak en çok ayrıntı ve ithaki yayınevi kitaplarını seviyorum
@ Only
Demek ki lise öğrencilerine çeviri işi verildiği tahminimde haklılık payı varmış :)
@thyructus tahminlerinizde çok haklısınız. Daha dün çeviriden gelen kitabı neredeyse baştan çevirdiğini söyleyen bir arkadaşımla konuştum. İyi bir editöre de denk gelmiyorsak vay halimize. Ki çok bariz olduğuna göre gelemiyoruz.
Memlekette o kadar çeviri firması ve bu işi (kitap dışında konuşuyorum) liseli ya da değil, iki satır yabancı dilleriyle sayfası 3-5 TL'ye yapmaya hazır o kadar çok insan var ki, yayınevleri de bu havuzdan yararlanıp kötü çeviriye ucuz fiyat ödeyip, okur da nasılsa salak, salak olmasaydı gider orijinalinde okurdu gibi bir kafayla kitap basıp duruyorlar.
Ama misal, Atwood'un Antilop ile Flurya'sını okumuştum, Dost Körpe çevirisi. İyi çevirmen diye bilirdim, o kadar kör gözüm parmağına hatalar vardı ki şaşkınlıktan şaşkınlığa koştum. Editör cahil, çevirmen üç beş kuruşu denkleştirme derdiyle dağınık, aceleci, yayınevi metanın getirisine odaklı, redaktör çoluk çocuk... Her şeyin başı belki de dernekleşme, örgütlenme ve para... En öce yaptığın işe saygı geliyor ama bunlar olmadan saygısızlar gelip piyasayı istila ediyor işte.
@ghostonline ben de bi kaç tane Dost Körpe çevirisi okudum. biraz tuhaf bi adam. pek okumuyorum o olunca. ama Otomatik Portakal'ı onun çevirisinden okuyabilirsiniz, mükemmel çevirmiş. onun dışında pek sallamayın.
@clockworkalex İşbankası çevirisi, evet ondan okumuştum. Dedim ya iyi çevirmen diye bilirim. "Söyleyin bakalım ne yapacağımızı? Ha?" öyle miydi?
"What's it going to be then, eh?"
İşi bilen yapmalı. Bunun için cidden yönerge ve örgütlenme gerekiyor bence de. Bir de bizim gibi bilinçli okurlar diğerlerinin gözünü açmalı.
Ben bir de Bilge Kültür Sanat Yayıncılığı seviyorum. Fena değiller genel olarak. Ama en beğendiğim YKY gerçekten. Çok güzel kitapları var.
@ghostonline aynen. bir de moruk kadın "bsboochka" çıtır kız "devotchka" ve para "deng". bunlar normal ingilizlerin bile zor anladığı ergen ingiliz dili Nadsat. çevirmek kolay değil bunları.
Bahsettik mi hatırlamıyorum ama bir de Artemis felaketi var bu piyasada. Çevirileri Demet Altınyeleklioglu ve birkaç iyi çevirmen dışında kötü. Redaksiyon da genelde kötü. Baskı kalitesiz. Ama en önemlisi o kadar kötü bir iletişim yöntemleri var ki... Okuru aşağılamak mı dersiniz, eleştiri tahammülsüzlugu mu yoksa burnu bir karış havada olmak mı? Bunların hepsi onlarda mevcut. Ne yazık ki beğendiğim kitapları çıkınca almısligim oldu. Şimdi sadece takas ya da 2. el yapıyorum. Direkt para kazandırmak istemiyorum.
eleştiren ve tartışan her arkadaşa tek tek teşekkür ederim. bu yazının devamını getirip kişisel görüşlerimizi belirtirsek sanırım güzel ve geniş çaplı bir paylaşım olacak. internet ortamında yayınevleri eleştirilerinde henüz daha bu kadar geniş kapsamlı bir çalışma mevcut değildir.
yenihayat, oda yayınları özellikle sevdiğim ve sakladığım bir yayınevidir. eleştirini örneklendirir misin incelemek isterim. aynı şekilde iş bankası içinde bir iki örnek isterim kardeşim.
spike, seninlede oda hariç zevklerimiz örtüşüyor gibi. inanılmaz bir cem arşivim oldu ve bu aralar iş bankası hasan ali serisinde kaybolmuş durumdayım. :)
@clockworkalex canımı çektirdiniz şimdi, bende de yok ki kitap kütüphanedem alıp okumuştum. Belki netten ingilizcesini indirip okumalı bu defa
