Beklentinin çok altında kalan kitaplar..
Fahrenheit 451 için geçen tartışmayı ben başlatmıştım. Kitabı neden sevdiğimi dair bir yazı yazacaktım ama o dönem kitabı ödünç verdiğim için kütüphanemde değildi. Altını çizdiğim cümlelere bakmam gerekiyordu. Ayrıca kafamda başka başka düşünceler vardı, dolasıyla kitap hakkında var olan düşüncelerimi birleştiremedim.
Buraya bunu yazmaya gelmedim. Şahsım adına en büyük hayal kırıklığı oluşturan kitaptan bahsetmek için gelmiştim. O kitap, Stephan Grosz'un yazdığı, YKY'den çıkan İncelenen Hayatlar oldu. Psikanalist olan Stephan Grosz, karşılaştığı vakaları yazmış. Derinlemesine dair tespitler ve düşünceler bekliyordum ama her şey çok yüzeysel ve kısa.
Konu canlanırsa güzel olabilir diye iki üç kitap yazayım, fiyat-kargo konuşmanın dışında çıkabiliriz böyle konularla:
Günümüz öykücülerinden Birgül Oğuz-Hah kitabı, beklentimin altında kaldı diyebilirim.
Camus'nun Düşüş kitabının içine de ikidir giremiyorum, çeviri kaynaklı sanırım, çevremden iki kişi daha aynı problemi yaşadığını söyledi, anlayamadım bir türlü.
Svevo'dan Zeno'nun Bilinci, evet matrak ve bir o kadar hüzünlü fakat derdi, meselesi yok; sigara bölümü çok meşhurdur, o bölüm dışında biraz tekdüze ilerliyor.
Asıl tartışma belki buradan döner, bombayı bırakıyorum: İnce Memed 2'yi de koyabiliriz sanırım buraya, ilk kitaptan farklı bir söz söylemiyor, üstüne koymuyor, aynı tema ve biçim üstünden ilerliyor. Seriye dair genel fikir beyanında bulunmak isteyenler de yazarsa hoş olabilir.
Haftalardır Stephen King'in "Kabuslar Pazarı" kabusunu okuyorum. Adam bitmeyen kitap yazmış. Neyse ki son öyküye geldim.
@dosto bombana şarapnel parcalari ekliyorum.aynisi ince memed 3 icinde gecerli hikayede ustund koyulan hic bisi yok.4.kitabi sirf o yuzden okumadim.ilk kitap cok guzel olsada serinin devaminda herhangi bi farklilik goremedim ben.
Hayal kırıklığı oluşturan diğer bir kitap; Carl Gustav Jung'un kendi hayatını anlattığı Anılar, Düşler Düşünceler kitabıdır. Çok beklentim vardı bu kitaptan. Bakış açımı değiştirecek, altını çizmediğim cümle kalmayacak diye başlamıştım.
ruhi mücerret i hiç sevmedim.tabi ben azınlıktayım.genelde bir kitap okurum ve bu kitabı tekrar mutlaka okumalıyım derim ama ruhi mucerret onlardan degıldi maalesef
Otomatik portakalı büyük beklenti ile okudum fakat sevemedim o anlatılan dünya veya bir suçlunun değişimi çokta ilgi çekici değildi.
Stanislaw Lem - Dönüşüm Hastanesini okudum ve hiç beklemediğim bir şey çıktı. Kitabı bilim kurgu kitabı olarak okumaya başladım ama son sayfasına kadar kendimi bu yönde tutsam da, bu türde bir şeyle karşılaşamadım. Bundan dolayı çok büyük hayal kırıklığı yarattı bende.
