Polisiye Edebiyat Okurları Cemiyeti
@baris4444: Ben daha önce dediğim gibi bu siteden önce bunların çoğunu bilmezdim. Mesela, Jeffery Deaver'ı, Michael Connelly'i, henüz başlayamasam da Nelson DeMille'i muhibey abimden öğrendim. Bir kez daha teşekkürler abime. :)
@baris4444, cahillikle alakası yok, bu zatları bende bu sitede iken tanıdım :)
bu zatlar polisiyenin ustalarıdır, bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp:) agatha christie, conan doyle, s.s.van dien vs. klasik anglo-sakson polisiyeciler ve raymond chandler, dashiel hammet, horace mccoy gibi hard boiled-noir türü ustaları da cabası...
Anladım abilerim :)
maj sjowall-per wahloo çiftinin yazdığı martin beck serisi de mühimdir...yazarlar sosyalisttir...bu polisiye roman dekorunda sosyal eleştirilerde bulunurlar...isveçlidirler...maceralar 60'lar ve 70'lerde geçer...bugün zirvede olan iskandinav polisiyesi-nordic noir'ın atasıdır bir nevi...
dan kavanagh'ın duffy serisi de ilginçtir...dan kavanagh esasında meşhur yazar julian barnes'ın polisiye yazarken kullandığı müstear ismidir...duffy polistir, biseksüeldir, ufak tefek sayılabilecek bir tiptir, amatör ligde kalecilik yapar vs...amiyane tabirle; sapına dek british bir seridir...
Ve polisiye motifli romanlar! Direkt polisiye denemese de polisiye motifler barındıran ve polisiye olarak kurgulanmış romanlar da edebiyat tarihinde ciddi hacim kaplar. Örneğin; Umberto Eco'nun meşhur romanı Gülün Adı...Bir ortaçağ manastırında işlenen cinayetler üzerinden gelişir roman...Eco, bu kitabın yazılış serüveniyle ilgili "Canım bir rahip öldürmek istiyordu ve devamı geldi." der:) Karakterleri Bacon, Borges ve sair mühim zevata göndermeler içerse, Hıristiyanlık tarihiyle ilgili ciddi felsefi-dini tartışmalar barındırsa da polisiye kısmı da hayli tatminkardır bu romanın...
“İnsanlar cinayet romanlarını zihinlerini geliştirmek ya da toplumun doğasını veya insanların içinde bulunduğu koşulları düşünüp taşınmak için değil, düpedüz dinlenmek için okurlar. Öyle ki topluma eleştirel hatta devrimci biçimde yaklaşan okuyucuların, kendi görüşlerini değiştirmeksizin, dedektif romanlarından hoşlanması pekala mümkündür.Ama okuyucu kitleleri, polisiye romanlar okuyarak toplumsal statükoyu değiştirme peşinde koşmaya yönelmeyeceklerdir; bu romanlar bireylerle toplum arasındaki çatışmaları ortaya koysa da. Bu çatışmaların bir suç örgüsü içinde ele alınması, onları, burjuva “yasa ve düzeni”nin savunusuyla uyumlu hale getirmektedir.”
Ernest Mandel/Hoş Cinayet-Polisiye Romanın Toplumsal Bir Tarihi’nden
@barbaros hocam burası gittikçe "son okuduğum kitap" bölümüne dönüşmeye başladı sanki. Yeni köşeniz hayırlı olsun
Bu akşam Cody McFadyen'ın, Gölge Adam kitabını bitirdim.
Kitap akıcı gibi olsa da anlatıcının 1. şahıs, yani kitabın baş karakteri olması ve çok geveze olması okuma isteğini kimi zaman azaltıyordu; yani biriyle 2 satır diyaloğu oluyor, ardından 10 satır o an nasıl bir duygu durumunda olduğunu yazıyor. Kimi kadın polisiye yazarların kitaplara aşırı duygu karıştırması bazen çok sıkıyor, akışı yavaşlatıp okuyucuyu konudan uzaklaştırabiliyor. Kitaptaki katili okuyan hemen herkes doğru tahmin etmiştir/edecektir; ancak bence kitabın asıl keyfi olayların kriminolojik olarak bağlanmasındaydı; yani suçun nasılında değil, nedenindeydi...
Bu kitap yazarın ilk kitabı... Aslında bir çok kitabı olsa da Türkçeye sadece 2 tane kitabı çevrilmiş. Diğer kitabı da bi' ara okuyacağım; ancak bu üslup ve tarz devam ederse diğer kitapları Türkçeye çevrildiğinde öncelikli yazarlarımdan olacağını sanmıyorum.
@redsterling, amme hizmeti veriyoruz burada resmen:) cidden bu saydığım kitapları okudum ve paylaşmak-tanıtmak istiyorum...Volkan, sağolsun, bu köşeyi açtı, ben de katkıda bulunmaya çalışıyorum...Ulan amma okumuşum da dedim yazdıklarımı görünce:)
Henning Mankell'in Kurt Wallander serisine de parantez açmak lazım...Wallander, depresif,stresli ve melankolik bir tiptir. Polisiye kurgusu şahanedir bu serinin...Yazar Mankell de sıkı bir aktivist olduğundan sosyal eleştiri ve mesajlarını da satır aralarına serpiştirir. İskandinavyanın soğuk,kasvetli,gri havasını iliklerinize dek hissedersiniz. Ve İskandinavların Viking köklerine rağmen bu denli sosyal demokrat, uygarlık takıntılı ve kontrollü bir hale evrilmelerini de gözlemlemek ilginç...Seriye noktayı koyan kitabı bitirirken cidden üzülmüştüm. Final kitabının adı dahi Wallander'i tarif ediyor; Huzursuz Adam...
Gerçi çoğunlukla casusluk romanları yazmış galiba ama Robert Ludlum'un polisiyeleri yok mu merak ettim.
@thyructus, benim de bildiğim-duyduğum Ludlum'un casusluk-gerilim tarzı yazdığı, polisiye yazmadı diye biliyorum...yanlışsam, düzeltin...
Bilimkurgu polisiyeleri de örneklesek biraz:) Harry Harrison'ın Yer Açın Yer Açın! romanı mesela. Asimov'un robot serisi de var. O serideki Elijah Baley- Daneel Olivaw karakterlerinin ortaklığı çok okunası .
Richard Zimler'in Lizbon'un Son Kabalacısı adlı romanını da tavsiye ederim. 1507'de Lizbon'daki Yahudi katliamı dekorunda geçen ve hayli polisiye motifli tarihi bir kurgudur. Kabala, gizli el yazmaları, Yahudi ilahiyatı ve gizemleri, Lizbon tasvirleriyle doludur. Okurken elimden bırakamamıştım.
Jose Carlos Somoza'nın İdealar Mağarası romanını da çok beğenmiştim. Platon döneminde geçen bir polisiye gerilim. Kitaptaki orijinal bir fikir de cabası oldu. Sürprizi bozmayayım.
@thyructus, Somoza'nın İdealar Mağarası ve Zikzak romanlarını alalı aylar oldu, okunmayı bekliyor,iştahımı kabarttınız:)
@barbaros iki kitabını da ben çok beğendim. Somoza favori yazarlarım arasına girdi. Diğer kitapları da çevrilse güzel olacak.
Ben bu konuyu niye açtım ki?
Mevcut kitapları azaltayım diyorum, siz genişletiyorsunuz. Çok ayıp bu yaptığınız. :)
