Kitap Yorumları
Çok kimselerin denk gelmeyeceği bir romandan bahsedeyim ben, son okuduğum kitaptır:
Emile-Dror Burstein
Anakronik bir yaklaşım, flashbackler, monologlar, rüyaların gerçekle harmanı, şehrin yokoluşuna dair distopik bölümler, ismini kitap boyunca öğrenemediğimiz [ ] olarak bildiğimiz karakterler...
Teknik ve üslup açısından hoş bir roman Emile, konusu bakımından da ilgi çekici fakat bu konunun daha iyi ele alınabileceği görüşündeyim.Belki çeviri kitap olmasından ötürü bazı şeyleri kaçırmış da olabilirim. Siyahi bir evlat edinmenin toplum açısından kabulü nasıl oldu, ya da tepkiler nasıl geldi? Kitabın hayat damarlarından biri bu olmasına karşın, üzerinde çok durulduğu söylenemez. Biyolojik anne-babanın niçin çocuklarını reddettiği, otuz yedi yaşındaki birinin niçin hala çocuk görüldüğü.. bu ve buna benzer bir kaç noktanın romanda, daha derinlemesine ele alınması gerekirdi. Tüm bu söylediklerime rağmen kamerayı eline alıp yazdıklarını gösteriyor adeta Burstein. Diğer kitaplarının da çevrilmesini umut edelim, İsrail edebiyatını okumak, bize sunulan örneklerden yola çıkarak söylüyorum, gayet güzel deneyim oluyor.
Yorum ve Aşırı Yorum/Umberto Eco
1990'da İngiltere'de Eco'nun verdiği üç konferans, bunlara üç katılımcının cevabi beyanları/itirazları ve finalde de Eco'nun cevabından oluşuyor.
Evvela katılımcıların entelektüel bagajları muazzam ve haliyle de analizler, örneklemeler ve saire hayli ufuk açıyor. Edebi eleştiri-incelemede yorum ve aşırı yorumların imkan,ihtimal ve kriterleri üzerine harika bir okuma oldu. Kaldı ki Eco'nun "Okurun Niyeti" ve "Yazarın Niyeti"nden müstakil önerdiği bir kriter olan "Metnin Niyeti" kriteri şahsen Kur'an yorumları bağlamında hermenötik açılımlar sağladı bana...
Kimin Tarihi, Hangi Hermenötik?/Recep Alpyağıl
Fark ve Yorum/Recep Alpyağıl
Din felsefecisi bir akademisyen olan yazarın "Kur'an'ı Anlama Yolunda Felsefi Denemeler" adlı projesine ait iki kitap...
Evvela; yazarın sloganik ve/ya defansif bir tavırdan ziyade hayli kuşatıcı bir perspektifle konularına yaklaştığını söyleyebilirim. Kadim kaynaklar ve geleneksel İslami usullere ilaveten Wittgenstein, Heidegger,Derrida vbg. modern filozoflardan da yararlanıyor. Bilhassa çağdaş İslami söylemde ve Kur'an yorumlamalarında çığır açan ve de hayli etki ve tepkiye yol açan Cabiri ve Ebu Zeyd'e dair eleştirilerini makul buldum.
Neticeten; Kur'an yorumlamalarında yazarın hermenötik metodu ve tarihselci yaklaşımı topyekün reddetmemesi, bunları da işlevsel bularak dikkate alması lakin 1400 yıllık hakim paradigmamıza yaslanarak tarihi mevzii korumasını ve Kitab'ın ilahi vizyonunu ve misyonunu unutmamamız vurgusunu önemsedim.
Ruhi Mücerret - Murat Menteş
Dikkat! Bu yazı, romanı okumayanlar veya yeni başlayanlar için keyif kaçırıcı bilgi içerebilir.
Her ne kadar bir romanı kendisine bakarak değerlendirmek evlaysa da ben karşılaştırma kolaylığına kaçacağım. Ruhi Mücerret, Dublörün Dilemması kadar kısa olmasına rağmen onun kadar doyurucu değil. Kurgu ve roman kişileri önceki romanlarındakiler kadar ilgi çekici değil. Çoğu karakter ne zaman nereden çıktı anlaşılmıyor. Ruhi Mücerret ile Civan Kazanova'nın bağı pat diye ortaya düşüyor; Ruhi Mücerret'in Nazlı Hilal'e olan aşkı öykünün ilerleyişine hiçbir katkıda bulunmuyor; Civan Kazanova ile Masum Cici kişisinin bağı romanın kendi gerçekliğinde bile sahici değil.
Belki Korkma Ben Varım kadar uzun bir roman yazmalıydı Murat Menteş, tabi o zaman romanın hızı düşer miydi bilmiyorum ama karakterleri daha yakından tanımamız iyi olurdu kanısındayım. Romanın kapağında Çehov'a gönderme yapan duvarda asılı bir tüfek resmi var: Çehov'a göre oyunun başında sahnede bir tüfek varsa, o tüfek oyunun sonunda mutlaka patlamalıdır. Murat Menteş'in bu konuya çok önem verdiğini, romanın sonunda tüm soruları cevaplama huyunu biliyor, beğeniyoruz. Lakin romanın tanıtımı ve içeriğinde yer alan 100 yaşındaki bir gazinin 30 yaşındaki bir kadına aşık olma tüfeği romanın hiçbir yerinde patlamıyor. Önceki iki romanda roman kişileri ne kadar fantastik olsalar da onlara alışıp özdeşlik kurabiliyorduk ama bu romanda tüm kişiler gökten zembille iniyor ve romanın sonuna doğru geldikleri gibi gidiyorlar. Avni Vav'ın varlığı renk katmıyor, halbuki çok renkli bir roman kişisi olabilirdi. Fujer Fuji kimin nesidir anlamış değilim, onun davranışlarını sebebi yeterince açıklanmıyor, geçmişinden hiç bahsedilmiyor.
Yine de bir çırpıda okunuyor: Özellikle Civan Kazanova bölümü. Bu bölüm olmasa roman hızını kaybederdi zaten. Murat Menteş'e saygım büyük, yazdığı her şeye de göz atacağıma eminim ama bu romanı önceki romanlarına nazaran daha az beğendim. Bu romanın kötü olduğu sanısı yaratmasın sizde. Piyasadaki yığınla çeviri macera romanından katbekat daha iyi bir roman, eğlenceli, güldürükçü; yığınla farklı kelime öğreneceksiniz, onlarca cümlenin altını çizeceksiniz.
Hasılı bir Murat Menteş romanı ancak başka bir Murat Menteş romanı ile karşılaştırılabilir. Bu karşılaşmada Ruhi Mücerret, sikleti Dublörün Dilemması karşısında yerleri öpüyor.
Stoner - John Williams
Çok güzeldi. Heyecanla, hayranlıkla okudum. Sade diyebileceğimiz bir yaşamın içinde sürüklendim, duygulandım, kızdım hatta öfkelendim, sevdim. Yüz sayfa devirmeden karşılaştığım tüm roman kişileriyle bir duygudaşlık hissettim. En çok da Dave Masters'ı özledim.
Koca bir hayat okudum, acı dolu, eksik bir hayat; daha önce karşılaşmadığım bir roman kişisi okudum: Stoner zaman zaman kuvvetli bir adam zaman zaman da acıklı bir çaresizliğe düşmüş zavallı bir adamdı. Kendi hayatının üzerinde bilinçli bir etkisizliği vardı, her şey onun yanından geçiyordu sanki. Arzu ettiği şeylere (dostluk, aşk, evlilik, öğretmek) dair büyük bir çaba sarf etmediği için belki de, hep yarım bir tatmin duygusuyla yaşadı.
Stoner'ı çok sevdim. Onun hayatına şahit olmak, hissettiklerini görmek benim için harika bir deneyimdi.
Sıradan bir üniversite hocasının hayatını heyecanla okumamı sağlayan tabi ki yazar John Williams. Tüm roman kişilerini öyle ince işlemiş ki onları yanı başınızda hissetmemeniz olanaksız. Tüm roman boyunca her sayfada ışıl ışıl parlayan dil, okuduklarınızın etkisini katbekat arttırıyor. Dilin büyüleyici olduğu anların yanında çok isabetli oluşu da etkiliyor: Yazar büyük bir yaşam tecrübesi ve duygu olgunluğu içinde, roman kişilerinin hissiyatlarını süslü laflara girmeden etkileyici bir biçimde aktarıyor. Böyle cümlelerde bir an durup düşünüyorsunuz: "Evet, bu ancak böyle söylenebilirdi."
Çevirisi öyle güzel ki su gibi akıp gidiyor cümleler. Yetkin bir çevirmenin ellerinden çıktığı her cümlede anlaşılıyor. Özlem Güçlü'nün zihni dert bulmasın. Tüm kitap boyunca bir elin parmaklarını geçmeyen harf hatalarını saymazsam düzeltinin de çok iyi yapıldığını söyleyebilirim. Kitaba emek verenlerin ellerine sağlık.
Ben Yalnız Gezerim - Samuel Bjork
Bomba gibi bir polisiye roman. Yazar okuyucuya daha onbeşinci sayfada ilk gerilimleri göndermeye başlıyor. İpuçları, kovalamaca, zamanla yarış, okuyucuyu tersin de tersine yatırmaca, kısaca dört dörtlük bir polisiye. Tek olumsuz yönü finalinin zekice olmaması, bence olay rastlantıyla sona ermemeliydi. Umarım devamı çok gecikmez
İntikam Fırtınası - Greg Iles
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Başlarda pek ısınamasam da sonraları elimden bırakamaz oldum. Gerilim ve endişe ile uykudan fedakarlık yaparak okudum. Kitap içerik olarak seri cinayetler, ırkçılık, cinsel istismar, şiddet, intihar, psikloloji konularını içeren gerilim ve gizem dolu, tutkulu, rahatsız edici, insanı allak bullak eden ve aynı zamanda korkutucu roman.
Sessiz Oyun - Greg Iles
Harika bir Greg Iles romanı daha. Yazarın "Penn Cage" serisinin ilk kitabıydı. Kitap genel olarak sürükleyici, yarıdan sonra ise hayli yüksek tempoluydu. Cinayet, suç, yolsuzluk, sevgi, nefret, kıskançlık, ırkçılık, idealizm, karmaşık ilişkiler, aile sırları ve kayıp aşklar içeren gizemlerle dolu bir kitap. Bu tür kitapları sevenlere tavsiye ederim.
Köpek Suratlı Maymun - Jaroslav Hašek
11 eğlenceli öykü barındırıyor bu kitap. 1500'e yakın öyküsü olduğu düşünülen verimli bir yazar için küçük bir seçki ama Hašek 'in üslubunu, tadını, keyfini almanız için bulunmaz nimet. Uzun zamandır baskısı yoktu ama sağ olsun Dedalus imdada yetişti. Hem de ilk yayınlandığı çeviriyle: Ülkü Tamer Türkçe'siyle.
Hašek'i merak etsem de bu kitabı alma sebebim tabi ki Ülkü Tamer'di. Merak ettiğim kadar varmış. Çekçe'den değil İngilizce'den çevirmesine rağmen çok akıcı, dilimize yatkın bir çeviri sunmuş Ülkü Tamer. İnternette Hašek öykülerinin İngilizce çevirilerine ulaşmak zor. Ama ulaşabildiğim kadarıyla gördüm ki Tamer'in çevirileri hem sadık hem de güzel. Hatta İngilizce metinlerin Türkçe'si kadar akıcı olmadığını farkettim. Tamer kimi fazlalıkları atıp öykülerin okunurluğunu fevkalade arttırmış.
Hašek bu öykülerin hemen hepsinde alaycı, iğneleyici ve komik bir üslup kullanmış. Bunun yanında bazı öykülerde absürt öğeler de vardı. Öykülerde illa ki toplum, din veya siyaset iğneleniyor, bu da eğlenceli bir şekilde yapılıyor. Ülkü Tamer bu eğlenceli dili de bize yerinde aktarmış. Bulduğu Türkçe karşılıklar gülünç ve eğlenceli durumların hakkını veriyor, diyalogları zenginleştiriyor.
Hasılı mutlaka okuyunuz. Çek edebiyatının mühim bir şahsını ve usta bir çevirmenimizi tanımak için birebir.
Asla Geri Dönme - Lee Child
Lee Child en sevdiğim yazarlardan birisi oldu. Çıkar çıkmaz okuduğum bu kitabı da beni hayal kırıklığına uğratmadı. Jack Reacher'ın maceralarını yavaş veya ara vererek okumak imkansız gibi. Baştan sona aksiyon, entrika, şiddet ve mizah dolu, temposu yüksek bir kitap.
Temizlikçi- Paul Cleave
Bence fazlasıyla reklam kokan bir kitaptı.Öyle arka kapakta yazıldığı gibi, şaşırtıcı ve kanınızı donduran on numara bir polisiye değil. Heyecan yok, derinlik yok,merak yok...
İyi başladı,sonrası için tam bir hayal kırıklığıydı.Ayrıca kitapta fazla detay var.Tasvirlerden bulanıp hikayenin özünü kaçırıyorsunuz.
Kötü değil, iyi de değil.
Okuyup okumamak size kalmış..
Konuşmayan Tavus Kuşu Camio - Berrak Yurdakul
Öncelikle ismi yüzünden bilinirliğinden çok şey kaybettiğini belirtmek gerek; çünkü kitaba ismini veren Camio'nun rolü (göründüğü haliyle) çok az. Fantastik kısmına ağırlık veren bir isim verilseydi kesinlikle daha çok okunurdu.
Kitap reenkarnasyanu temel alan fantastik bir olay örgüsüne sahip. Seraphim adlı üstün güçlere sahip bir çocuk, en az onun kadar güçlü bir dadı, konuşan bir tavus kuşu, görünmeyen kediler, şeytanlar, iblisler vs.
Kesinlikle güçlü bir hayal gücüyle yazılmış bu kitap, temposuna yetişemiyorsunuz. Olağanüstü olaylar harika bir kurguyla yükselip müthiş bir çözümle bitiyor. Hiçbir şey havada kalmıyor.
Yazarın dili sade, akıcı. Serpiştirdiği ara ifadeler, tekrarlar, mizahi öğeler farklı bir anlatım sağlıyor, okuma keyfini artırıyor.
Türk fantastik edebiyatına çok etkileyici bir katkı.
Akrebin Evi - Nancy Farmer
Bilimkurgu seven birisi olarak geç buluştuğum, şaşırtıcı ve dikkat çekici bir kitap. Tanıtım yazılarını okumadan başlarsanız kitabı daha da şaşırtıcı bulursunuz.
Kitabın başında karakter tanıtımları ve Alacran Ailesinin soyağacı var, bence çok gereksiz, okumasanız da olur.
Karakterlerin kişilikleri çok iyi anlatılmış, tasvirler gayet yeterli ve tadında bırakılmış. Ayrıca modern kölelik, klonlama, organ hasadı, komünizm, marksizm, uyuşturucu,, bağımlılık, önyargılar, aile hiyerarşisi, iktidar mücadeleleri, inanç sistemleri, ahlaki ikilemler gibi konulara da değinilmiş.
Kapağında "gençlik kulubü romanı" yazmasına rağmen, yetişkinlere de hitap eden, kesinlikle içi boş olmayan, daha önce aklınıza gelmeyen bir çok şeyi düşünmenizi ve bir çok soruyu sormanızı sağlama potansiyeli olan bir roman. Kitap üç ödül almış ama kesinlikle haketmiş. Bir adet devam kitabı var ama Türkçesi ne zaman basılır bilinmez.
Aldığı ödüller:
1-Amerikan Ulusal Kitap Ödülü
2-Newbery Onur Ödülü
3-Printz Onur Ödülü
Kızıl Şebeke - Ayfer Kafkas
Müthiş bir polisiye. Kapalı oda cinayeti ile bir ulusal çapta suçu birleştiren enfes bir yapıt. Hızlı bir tempo ve hemen ısınacağınız karakterlere sahip. Hafiyemiz Eşrefzade İdris Bey hem zeki, hem cesur hem de azimli. Ama onda Sherlock Holmes soğukluluğu yok. Daha insani. Eşrefzade İdris Bey hem ipuçlarını değerlendirerek akıl yürütme yetisini kullanıyor hem de geniş çaplı bir soruşturma ile bilgi ediniyor. Batılı dedektif romanlarında sıkça kullanılan iki farklı yöntemi kendi bünyesinden bir araya getiriyor.
Tarihimizi hatırlatan detaylar, sözcükler de cabası. Keyifle okunan, merakı sürekli diri tutan ve sonunda da şaşırtan çok güzel bir eser. Kim demiş bizden polisiye çıkmaz diye! Pekala çıkar. Hem de şahane bir polisiye.
Mabet- Doruk Ateş
Antik şehirde gerçekleşen cinayetler, antik yazılar ve cesetlerin mitolojik görüntüleri..
Olağanüstü akıcı ve sürükleyici bir kurguya sahip "Mabet"..
Abartıdan uzak, gerçekçi..
Son zamanlarda okuduklarım arasında en iyilerinden..
Puanım 5/5
Psikoz- Lınwood Barclay
Doğuştan haritalara düşkün, dış dünyayla bağlantısını koparmış hasta bir kardeş ve onun bakımını üstlenmiş Ray..
Thomas bilgisayarına indirdiği bir program sayesinde, oturduğu yerden dünyanın herhangi bir sehrine girip sokak sokak dolaşıp, istediği yere yakından bakabilir, zum yapıp isterse camdaki yazıyı bile okuyabiliyordu.
Yine bir gün bu program sayesinde gezinirken, bir kadının öldürüldüğünü görür ve bunu abisine söyler. Başta kardeşine inanmayan Ray, kardeşinin ısrarına dayanamaz ve onun gördüğü şeyi araştırmaya başlar.
Bu kitabı anlatmaya kelimeler yetersiz kalır.O kadar akıcı ve sürükleyici ki, dün gece başlamıştım az önce de bitirdim.Sıkılıp atladığım tek satırı bile olmadı.Aynı yazarın "Vedaya Zaman Yok" kitabından çok çok daha iyiydi.
Puanım 5/5
Yorum yaparak katkı sağlayan herkese çok teşekkür ederim.
Bu da benden:
Fırtına Büyücüsü - Jim Butcher
Fantastikle dedektif romanlarını birleştiren yapısıyla türler arası hoş bir yerde duran iyi bir kitap. Serinin ilk kitabı olmasının yanında yazarın da ilk eseri. Buna rağmen herhangi bir kararsızlık yok. Yazar ne yapmak istediğini gayet iyi biliyor. Bu iki alanı birleştirmek; aynı zamanda gerçekliğine alışkın olduğumuz bilinen dünya ile neler olacağını kestiremediğimiz fantastik dünyayı birleştirmek anlamına geldiği için kurulan evren detaylı düşünülmeliydi. Yazar serinin sonraki kitaplarında daha da yerleşecek altyapı ve kuralları layıkıyla oluşturmayı bilmiş.
Başlarda yavaş ilerlese de bunun sebebi yaratılan evrenin bize tanıtılma çabası değil; daha çok, karakter oluşturmaya harcanan sayfalar hikayeyi ağırlaştırıyor. Harry Dresden'in nasıl biri olduğunu, işini, arkadaşlarını, itkilerini, becerilerini, korkularını, alışkanlıklarını öğreniyoruz. Tabi iyi bir yazarın yapması gerektiği gibi Jim Butcher bunları bize anlatmak yerine gösteriyor. Anlatıcının birinci tekil olması da bunu kolaylaştırıyor. Harry Dresden'in içinde bulunduğu durumlarda verdiği tepkilerle onu tanıyoruz.
Harry'nin kişiliği üzerinden mizah ve gerilim hikayede dengeli bir şekilde dağılıyor. Dresden'in, korkunç olaylar akıl sağlığını zorladığı anlarda kendini mizahla koruması çok yerinde. Bunun yanında Bob ve diğer yan karakterlerin varlığı hikayedeki mizahı artırıyor. Yetenekli ve cesur bir roman kişisi Harry; ama bununla birlikte korkuyla titrediği, tüm bilgisine rağmen çaresiz kaldığı anlar var. Bu, kendimizi onun yerine çabucak koymamızı ve hikayedeki gerilimin ortaya çıkmasını sağlıyor. Harry çabucak sevilebilen iyi bir adam. Diğer roman kişileri de kendilerine has kişilikleriyle okuyucunun zihninde hemen yer ediyor.
Özellikle son 100-150 sayfası nefes nefese okunan harika bir macera Fırtına Büyücüsü. Serinin Türkçe'deki diğer kitaplarını da zevkle okuyacağıma eminim.
Kitabın çevirisi ve editörlüğü genel anlamda iyi. Çevirmen Ulaş Apak sadece bir yerde belirgin bir hata yapmış: Sayfa 223'te, 15. Bölümün başlarında geçen "over a little cartoon graveyard" ifadesini "küçük karton bir mezarlığın üstüne" şeklinde çevirmiş. Önemli bir hata ama düzelti sırasında farkedilebilirdi. Bunun dışında güzel bir çeviri ve editörlükle yayınlanmış kitap, emeği geçenlerin ellerine sağlık.
Buzdaki Kız-Robert Bryndza
Yazarın ülkemizde çıkan Erika Foster serisinin ilk kitabı "Buzdaki Kız".
Yabancı Yayınları bu aralar beni hayal kırıklığına uğrattığı için alıp almamakta kararsız kalmıştım.Haliyle de okumaya başlarken, fazla yüksek beklenti içinde değildim..
Yanılmışım..
Bir roman bu kadar mı akıcı, bu kadar mı gerçekçi olur..
Okurken adeta roman karakteriyle bütünleşerek cinayetleri araştırmaya ve sürekli beyin jimnastiği yaparak ' kesin katil bu' deyip, sonra olayların farklı boyutlarda ilerlemesiyle her dönemeçte duvara toslayarak kitabı sonlandırdım..
Çeviri, kapak tasarımı ve kurgusuyla kısacası her yönüyle harika bir kitaptı..
Refakatçi (The Homesman) - Glendon Swarthout
Amerika, 1850'li yıllar. Batıya göçün öncülerinin karşılaştıkları zorlukları, bu zorluklara, felaketlere, yalnızlığa dayanamayıp ruhen çöken dört kadının doğudaki ailelerine götürülmesine istemeden gönüllü olan yaman bir kadın ile bu yolculuğa mecburen katılan bir adamın hikayesinin anlatıldığı çarpıcı, macera dolu, hüzünlü bir yol hikayesi. Vahşi batıya gerçekci bir bakış. (niçin vahşi dendiğini bu kitabı okuyunca daha da iyi anladım.) Bütün karakterleri ve arka planı adeta görüyorsunuz.
Kitabını okumadan filmini izleme gafletinde bulunduğum bir roman. Filmini beğenmiştim ama romanı harikaymış.
Yetişkin
Kayıp Kız 'ın yazarı Gıllıan Flynn 'ın yazmış olduğu 55 sayfalık basit yazılmış, sıradan bir hikaye..
Okunmasa da olur..
