En güzel kitaplardan en güzel cümleler
"Kapımın eşiğinden atılan mektuplarının üzerinden atlıyorum her gün.Açmıyorum, okumuyorum.Daha fazla özleyeyim diye..." Franz Kafka- Milena'ya Mektuplar
" İnsanlar Sabırsız Oldukları İçin Cennetten Kovuldular , Tembel Oldukları İçin Geri Dönemiyorlar "
Franz Kafka
Kendi hayatlarının sorumluluğunu almayı reddediyorlar. Birinin onlara ne yapmaları gerektiğini söylemesini istiyorlar ve herşey ters giderse de suçlayacak birini arıyorlar.
Margaret Weis & Tracy Hickman Cüce Derinlikleri Ejderhaları
dogru,
hepimizde biraz tanriyi kiskanmak var galiba. Bütün
günahlar da buradan kaynaklaniyor adeta. Hirslarimizin,
çekincelerimizin odagi burasi. Kazanmaktan çok,
kaybetmeyi göze alabiliyoruz küçük iskender - yalnızca öptüm
"İnsan, sadece var olarak diğer bir insanda dönüşü olmayan yaralar açabiliyordu."
Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında - Haruki Murakami
Herkes aşık olduğunu sanabilir ama yaratılışında aşk yeteneği olanların aşkı daha başka olacaktır. Tıpkı herkesin şiir yazması ama gerçek şair olamaması gibi. / İskender Pala
Kitap okumak en sevdiğim alışkanlıklardandır.romanlar insanlardan daha GÜVENLİDİR.
(yolun sonundaki okyanus)
Böyle basit cümleler yaşantılarla ne kadar büyük anlamlar kazanıyor.
Bana hitap etmiyor, olmadığın gün...
(Üzülmek Yasak/Kimsenin Kalbi)-(İbrahim Tenekeci)
Bazı insanların mutsuzluğu, diğerlerinin aşkı hissettiği gibi hissettiğini biliyorum artık; mahrem, yoğun ve karşılık beklemeksizin.
Ve Dağlar Yankılandı - Khaled Hosseini
Dünyanın o korkunç kargaşa okyanusunda boğulmuş kişilerin hala beti benzi sararmış, soluğu kesilmiş bir haldeyken gene bu okyanusa dönüp bir kez daha, bir kez daha denemesine yol açan ne gibi birşey var acaba?
Sana Gül Bahçesi Vadetmedim - Joanne Greenberg
Ben nefrete inanmıyorum. Bence bu çok büyük bir zaman kaybı.
Nefret duyan insanlar hayatlarını bu duyguyla geçirerek başka bir sürü şeyi kaçırıyorlar.
(Çalınmış Hayat - Jaycee Dugard)
" Ateş yakabileceği her şeyi yakar, ancak o zaman söner."
...
4. Herşeyden önce unutmaman gereken, ateşinin hiçbir zaman tek düzeyde yanmadığıdır: Ateşin ya harlanma ya da sönme içindedir. Ya yükseliş, ya iniş.
5. Ateş, yanmakta olan odunlarla değil, yeni yanmaya başlayan odunlarla yanar. Hep yakacak yeni odunlar bulan ateş yükseliş içindedir. Yalnızca eski -yanan- odunları olan ateş, inişe geçer.
6. Yanan odunlar tüten odunların dumanını da yakarlar.
7. Yanmayan odun, tüter. Ateşin, bazen yalnızca tüter, yanamamaktadır. Dikkat etmen gereken ateşe yan yana ve üst üste koyduğun odunların birbirlerine olabildiği kadar yakın olmaları ama hiçbir zaman bitişik ve binişik olmamalarıdır: Ateşi yakan ısı olduğu kadar havadır, belki daha çok.
8. Ateşin tütüyorsa bil ki bir şeyleri yanlış yapıyorsun.
9. Tek bir odunu yakamazsın, odunlar ancak başka odunlar yanıyorsa yanar. Her bir odunun yanması, öteki her bir odunun yanmasına bağlıdır, hepsi için ayrı ayrı ve hepsi birlikte, karşılıklı.
...
12. Ateş bir kez yanmaya başlayınca senin denetiminden çıkar gibi olur, ama unutmamalısın ki kendi haline bırakılan ateş, gerçi, koşullar uygunsa harlar ama en kısa zamanda, yakabileceklerini yakarak tükenme sürecine girer: Ateşin ilk niteliği yayılmaksa son niteliği de tükenmektir.
Bu yüzden senin ateşini beslemen gerekir: tam zamanında, tam yerine yeni yanacak odunlar koyman, belirli bir yanı tükenmeye yüz tutmuş odunları yanabilecekleri bir konuma getirmen- bir sürü düzenleme, ayarlama...
Ateşini kendi haline bırakamazsın, bırakırsan tükenip söner.
Ateşinden sorumlusun.
...
24. Ateş yakan yeri ve zamanı gelince ateşini söndürme koşullarını da düşünmeli ve bilmelidir. Ateş yakmayı bilmek, ateş söndürmeyi bilmeyi de gerektirir.
...
27. Yeri gelir, ufacık bir odun parçasını biraz oynatman bütün ateşin yanış yönünü değiştirir.
...
33. Ateşin ne kadar uzun sürede yanar hale gelmişse, o kadar uzun süre yanar- sen onunla ne kadar uğraşmışsan seni o kadar çok ısıtır- Tersi, ateşini ne kadar kolaylıkla yakmışsan o kadar geçici olur o da, seni de o kadar az ısıtır.
Şunu bil: Ancak zorlukla yakılan ateş, temelinden, gerçekten yanar ve ısıtır.
Ateşin kolayına kaçamazsın.
...
39. Ateşinin yanına her gidişinde onu farklı bulmaya alışmalısın, onu yeniden-baştan- görüp, gerekli düzenlemeleri, ayarlamaları belirlemeye.
40. Bil ki, bir yaktığın ateş bir başkasına hiç benzemez.
...
42. Ateşin yandığı sürece rahat yüzü göremezsin, hep onunla uğraşmak zorundasın.
Ancak bütün odunları kül olup sen de ocağın baca bağlantısını kapatabileceğin duruma gelince rahata erersin, ateşin sönmeye bırakıldığında.
Ateşin sönmeden rahat edemezsin, ettiğin -edebileceğin- zaman da ateşin, işte, sönmüştür artık.
...
45. Ateşinin hep tütmesinden -şimdiye dek tütmeyen hiçbir ateş yakamamış olmandan- nasıl bir sonuç çıkarabilirsin ki:
Sen ateş yakmayı beceremiyorsun.
Zaten kimse tütmeyen bir ateş yakamaz.
Hangisi?
Tütmeyen ateş yakılamaz mı?
Ateş tütmeden edemez mi?
- Yoksa sen mi beceremiyorsun?
...
49. Ateş yakan, yeri gelir ateşini yakmayadabilir. Boşverebilir, soğuk odasında öyle, öylesine, oturmayı seçebilir.
...
50. Ateş yakan bütün yaptıklarının kendi kuruntusu-yanılgısı olduğunu kabullenmeye de hazır olmalıdır. Belki de yanılsamadır hepsi belki ateş, yanmamıştır.
Yakın, Oruç Aruoba
Bana su verdi.
Victor Hugo, Notre-Dame de Paris
— Hişt, dedi.
Sait Faik, Hişt, Hişt!... (Alemdağ'da Var Bir Yılan)
Bütün bunları öğrendim ve artık geri dönüşü yok. Cahillik bir zamanlar sonsuz mutluluktu.
Chuck Palahniuk, Tıkanma
bir zamanlar okuduğum yazardır kendisi.bu satırıda sağlıkla ilgili bi ton korkunç gerçeklerden sonra yazmış kendisi.kitapta bir doktoru anlatıyor ve en ufak bir belirtinin ölümle bitebileceğini anlatıyor bize.
benim gibi sağlığına son derece takıntılı bir insan olarak daha fazla kaldıramadım tabii kendisini.kanserden filan bolca laf eder.yarın kanser olurmuyum diye düşünürsünüz.kısacası insanı psikopat yapar veya ben fazla takıntılıyım bilyorum. :)
dövüş klubü ve ölüm pornosu kitaplarını okuduktan sonra tüm kitaplarını okurum dediğim sonrada bu kitaptan sonra okumaya cesaret edemediğim yazar Chuck Palahniuk
(tavsiye ederim ama bi ton zırvalıktan çok daha 'gerçektir')
Saatte yüz kilometreyle giderken bir saniyede uykuya daldı.Koltukta yanına uzanıp kollarımı ona sararak uyumayı çok istedim.O filmlerdeki gibi sikmeyi değil.Sevişmeyi bile değil.Yalnızca sözcüklerin en masum anlamıyla, beraber uyumayı.Ancak cesaretim yoktu ve onun bir erkek arkadaşı vardı;ben ahmaktım o ise göz kamaştırıcıydı;ben umutsuz derecede sıkıcıydım o ise sonsuz derecede büyüleyiciydi.Böylece odama geri dönüp alt ranzaya yığıldım;insanlar yağmur olsaydı diye düşündüm, ben serpinti olurdum o ise kasırga.
-Alaska'nın Peşinde John Green
Milyonlarca kilometre mesafe vardır gözlerin kapanmasından açılmasına. Ve kimse farkında değil, bedenin sabahki yorgunluğunun, çok uzaklardan göz açıp kapayıncaya kadar gelmesinden kaynaklandığının.
Kinyas ve Kayra-Hakan Günday
Saçlarını dağıtırsın. Rüzgârlara bırakırsın. Sen sevmeye yakışırsın. Seni sevmeyen ölsün.
Anonim, Rapunzel ve Kırk Haramiler
1.
özlem, nasıl, "burada", 'daha önce' bilinmişi özlemekse —
yani, şimdi "burada" olmayanı görmekse; belki,
özleyen, özleneni, çok daha 'önce' de görmüştür — belki,
onu, bilmeden önce bile, özlemiştir — o,
"gelmeyeceğini bildiğini"...
--
4.
özlediğin, gidip göremediğindir;
ama, gidip görmek istediğin...
özlem, gidip görememendir; ama
gidip görmek istemen...
özlediğin, gidip görmek istediğin —
ama gidip göremediğin...
özlem, gidip görmek istemen —
ama, gidememen, görememen;
gene de, istemen...
--
30.
özlem, güzel acıdır:
özlem, acılı güzelliktir:
özlem, güzelliğin acılılığıdır.
--
32.
özlem, bütün dünyanın grileşmesidir :
herşeyin renksiz bir arkaplan haline gelerek,
yalnızca o geçmiş rengin, bütün dünya içinde
tek renk olarak görülmesi -
bütün dünyaya ancak onun renk verebilmesi...
özlem, dünyaya renk veren griliktir.
--
64.
özlem, bahar başında esip geçer gibi görünen
kar fırtınasıdır; ama, sanki, her br tanesi donup
kalacak, hiçbir zaman erimeyecek gibidir:-
özlem, gelip kalır : özleyen özleneni
yeniden görebilene dek, herşeyi kaplayan, aklaştıran
tipi gibidir : bastıran, görünmez kılan
—gelir, ve, kalır—
gelen, ve, kalan...
--
80.
özlem, en yoğun mutluluk ile en derin acının
orta noktasıdır:-
özleyenin özlenen ile daha önce yaşanmışlardan
gelen anıları, yoğun bir mutluluk ile taşır özleme —
ama, öte taraftan, özleyenin özlenen ile şimdi
yaşayamadıkları, derin bir acı getirir ona.
özlem, mutluluk ile acının, ortasıdır—
özlem acı mutluluktur—
özlem mutlu acılılıktır...
--
89.
özlem, sevgi ile de bağlantılıdır, tabii ki; oysa, gariptir,
sanki sevgi olmadan da olabilir gibidir :
sevgi varken de, yokmuş gibi...
özlem ile sevgi-nasıl bir ilişki- bir bağlantı?...
zorunlu-ama ne olduğu bilinmeyen...
-özlediğini seviyor musundur-
sevdiğin midir özlediğin - hangisi ?...
özlemeden sevebilirsin -belki-; ya,
sevmeden özleyebilir misin ?
-sevmediğini özleyemez misin ?
-sevdiğini özlemeyebilir misin ?
sevdiğinden dolayı mı özlersin;
yoksa özlediğin için mi seversin ?...
belki, ikisi de - belki, fark yok
mu?
ne dersin, özlem çeken ?
--
93.
sevgi, özleminin 'kaynağı' değil;
özlem, sevginin 'ölçü'südür.
sevdiğini bilmen, özleyebilmen
dir.
ancak özlediğini bildiğin, seve
bildiğindir — sevdiğin
dir.
özlem, sevgi, değil;
sevgi, özlem
dir.
--
98.
en temel özlem, özlenen (daha / henüz / hala...)
özleyenin yanindayken baslayan özlemdir--yoksa,
özlenen daha özlenmemisken; henüz ''burada''yken;
hala özleyenin yanindayken, duyulmayan özlem,
neye yarar ki...
özlem, özleneni, özlenmesi gerekmezken de
özlemektir.
--
106.
özlem, özleyenin özlenen ile yeniden buluşma olasılığı arttıkça, ya da zamanı
yaklaştıkça, -garip ya işte-, azalacağı yerde, çoğalır:-
özlemi azaltabilecek tek şey, çünkü, özlenenin kendisidir -özleyenin
'kollarında', kanlı-canlı, orada, olması... özleme tek çare, özlemin, artık, olamamasıdır-
yoksa, özlem, hep, vardır...
özlem, hep...
--
111.
özlem, özlediğini sonsuzca özler-
özlemenin sonu da yoktur-
ya kendi sonudur özlem;
ya da, hiç...
ya, hep, zaten vardır - ya da, hiç, zaten olmamıştır.
özlem sonsuz varlığın hiç olmamış yokluğudur;
ya da, sonu gelmeyen hiçliğin hep olacak varlığı...
özlem, ya hep vardır ya da, hiç yok-
ya hiç olmamıştır, ya da olması
hep olmuş...
özlem:hep/hiç..
...
Uzak, Oruç Aruoba
William Shakespeare Korkuyor Şiiri
İnsanların çoğu ;
Sevmekten korkuyor, kaybetmekten korktuğu için..
Düşünmekten korkuyor, sorumluluk getireceği için.
Konuşmaktan korkuyor, eleştirilmekten korktuğu için.
Yaşlanmaktan korkuyor, gençliğin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir şey vermediği için.
Ve ölmekten korkuyor, aslında yaşamayı bilmediği için."
Shakespeare
