Finnegan's Wake Türkçe'de!
Aylak Adam Yayınları "çevrilemez" denen Joyce'un efsanevi romanını yayınlayacağını duyurdu. Haberi @periyodiknesriyat vermişti sağolsun, yayınevinin facebook sayfasından da duyuruldu!
Ben pek umutlu değilim..
https://twitter.com/AylakAdamYayin/status/678590070417448961
Finneganın Vahı olarak çevrilmiş.
Türkçe olsun da:)
Güzel bir haber fakat hafiften bir ürperti de vermedi değil. :) Haber için teşekkürler!@barbaros @periyodiknesriyat
Bi kaç aya Sel de basıyor. Açıkçası geçen sene fuarda aylak adam'ın sahibi miydi yoksa kurulundaki birisi mi bilmiyorum da, gevşek ağızla konuşması sebebiyle Sel'inkini bekleyeceğim ben.
Adama "sel de basacakmış" dedim adam "yaw onun çevirmenini biz reddettik. Adam biz kabul etmeyince onlara gitti" dedi. Sizinki kim diye sordum "gizli" dedi. Altı üstü yayıncısın sen ne alaka "classified information" ayaklarına yatıyorsun.
Şimdi bakıyorum Sel, James Joyce Foundation'ın katkısı ve İrlanda'nın edebi merciilerinden izinle çeviri yapmış, çevirmen gitmiş Dublin'de 5 ay kalmış, profesörlerle bilgi alışverişi yapmış. Ben burda Aylak'ın çevirmeni kötü demiyorum, Sel'inkine laf attı benim önümde adam resmen Joyce'u yaşayıp çevirmiş. Açıkçası ben Sel'den alırım.
Bi de Sel neden tek kitap basarken Aylak 3 kitap olarak basıyor? Bilen var mı?
Çince çevirisi de tek kitap olarak yayınlanmamıştı sanırım. Ama nedenini bilmiyorum.
Kitaptan tadımlık bir bölüm de verilmiş(kaynak:kulturservisi.com):
“Ancak, azmanıslatan tek başına yükseksesle kendine haksanlı sesiyle övünürdü, Benimpeder boğar sıkarken ve Hey ben de kelimelerimi çalışırken, yeminle, ve (İngilezin, alkışlarla yıkılan sahnesini kopyalamaya çalışıp, bağırarak: Bravor, sörr Chorles! Harfien kusursuz! Devasa göt, Gevşek Wallor! Konuş!) güneşte su toplayan, ayda fitillenen, kan revan içinde, kandıran, şen, şehvet düşkünü ve dolu, çoğu durumda foseptikten çıkan bombilimenfur leşi anımsattığı için tüm aşçıkızların kesin olarak karşı çıktığı kokusu yüzünden göz kamaştırıcı mekânlardan men edilmiş olarak, Fifistan, Swabmemleketi, Uyku toprağı, Omuzsilkenlerin Ülkesi, Tunalı Pansiyonu ve Barbaropolis’ten, haftalık metropolbaşlaştırılması sonrasında, başkente yerleşen ve tabakalaşan, klondykelı bütün şıkır ailelerinden nasıl def edildiğini karatahtada düzeltti. Vulgariano’nun şu örnek hane halkına sade sağlıklı kuyruklar (Nijeryalı şahsıyla kendisinin asla sahip olamadığı bir şey) çizmeyi öğreteceğine, çalıntı meyve ile çalışmak dışında ne yaptığını sanıyorsun, günün birinde şahsi çıkarı için piyasaya efsanevi sahte bir çeki uluorta çıkartmak için çeşitli imza stillerini nasıl da şirince taklit etti, ta ki, biraz önce aktarıldığı şekilde, daha ziyade Fuhuşun Fahişenin Dölyolu olarak tanınan, Çöp Sepetinin Mutfak Çalışanları Birliği ve Hizmetçiler Kızkardeşliği, onu reddedip hep bir elden rahatsızlığın kaynağını anın ateşinde tümden topyekûn oradan kovarak, birbirlerinin burunlarını tutarak (zira hiç kimse, it olsun temizlikçi kadın olsun, hatta Türk bile, uysalın kokusunun peşinde greklenmez, kokarcayı yakın menzilden koklamaya cesaret edemedi) doğaya yardımcı oldular ve Sniffey’nin kusursuzlarında yaptıkları gibi, neden aşağılık bir koku olduğuna dair bazı doğrudolaysız yorumlar yaptılar sayın Hakim, efendim.”
"Terscüme" ne arkadaşlar
yukardaki yayınevine yapılan atıftaki twitter hesabında hem kapakta hem direk linkteki görsel ve metinde yer almış. (https://twitter.com/AylakAdamYayin/status/678590070417448961)
sanırım dikkat çekmek için yapılmış.
gerçi yukardaki metine bakınca bir şeylerin ters olduğu açık artık kitap mı tercümesi mi :)
Kitabın çeviri tekniğiyle alakalı bir benzetme. Celal Üster'in röportajını okursanız daha anlaşılır oluyor terscüme kelimesi. @emrex
@clockworkalex, SEl'İn çevirisini yapan kişinin, Aylak adam'da hem telif hem çeviri kitapları basılmış, arlarına bir husumet girmiş sanki.
Gençler; deneysel edebiyatı sevmeyen,metafictiondan anlamayan okumasın! Raconumuzu kesmemizi müteakiben benim çözümüm şu; Aylak Adam'ı da,Sel'i de alacağım:) Saçma sapan fantastik-bilimkurgu-polisiyelere para veriyorum da Joyce Hazretlerinden mi esirgeyeceğim, 10 yayınevi bassın 10'unu da alırım:)
Açıkçası, ben bu tarz edebiyatın - hele de çevirisinin- okunmasını pek gerekli bulmuyorum. Borges bile, İngiliz dili uzmanı olmasına karşın Ulysess'i okumadığını söylüyor. Ha kitap alınır kütüphanenin bir köşesinde durur, o ayrı, ama okumaya çalışmak boş çaba gibi geliyor.
@laplace1234; Bu merak ve zevk meselesi...İngilizcem yetmez aslından okumaya,bu şekilde kısmen de olsa muhteva ve üsluba dair bir kanaatim olur. Ben bilhassa bu tarz kurmacayla-dille-üslupla oynanan metinlerin hastasıyım,tiryakisiyim:) Metis bilimkurgu serisi bir kenara, Solgun Ateş veya Tutunamayanlar veya da Ağaca Tüneyen Sweeny bir kenaradır denklikte benim kıstaslarımda...Issız bir adaya düşsem Vakıf serisi,Metis BK Serisi mi, Borges'in Alef'i-Ficciones'i mi deseler tereddütsüz Borges derim:) Mecburen suyunun suyuna talim edeceğiz terscüme, merscüme:)
Joyce okumak zordur lakin zevklidir (:
Ulysses için iki farklı yayınevi çevirisi vardı yanlış hatırlamıyorsam. Çevirilerin karşılaştırmaları hakkında yazıyı buradan okuyabilirsiniz: http://www.sabitfikir.com/elestiri/ulysses-hangisini-okuyalim
Finnegan's Wake için örnek bölümlere buradan ulaşabilirsiniz. Kaynak ingilizce ancak hemen hemen her cümlede ek açıklama girilmiş 2-3 kelime yada kelime öbeği var. Buda çevirinin imkansızlığı konusunda fikir verir sanırım size. http://www.finwake.com/1024chapter1/fw01.htm
İngilizce metindeki kelime oyunları ve nerdeyse her kelimeye bir açıklama getirilmiş olması, çevirinin nasıl yapılabileceğini bana da çok merak ettirdi. Kitabın klınlığının çoğunu açıklamalar kaplayacak anlaşılan :)
