- 1
- 2
Yüksek Şatodaki Adam TV Ekranlarında
Bilim-kurgu edebiyatının önde gelen isimlerinden -belki de en önemlisi- Philip K. Dick (PKD)'in ünlü distopyası -kimine göre bir ütopya da olabilir- Yüksek Şatodaki Adam bir tv dizisi olarak 11 ay önce başlamasına rağmen kararsız kalan medya patronlarının yeni değerlendirmesi ile 1 ay önce 2. bölümüyle devam etmeye başladı.Kitap uyarlaması dizinin temel cümlesi : “Your utopia, my dystopia.”
Dizi afişleri ise oldukça manidar :
http://i.hizliresim.com/W9k5l2.jpg
http://i.hizliresim.com/3jL0X2.jpg
Diğer ayrıntılara linklerden ulaşılabilir:
http://www.imdb.com/title/tt1740299/
http://www.turkcealtyazi.org/mov/1740299/the-man-in-the-high-castle.html
Kitap ile ilgili yorumlarınızı da burada paylaşırsanız okumak isteyenlere bir yol haritası sağlanmış olur.
Ben PKD'yi bir türlü okumayı beceremedim her nedense. Tuhaf şekilde anlaşılmaz geliyor bana, sanki olaylar fazlasıyla kopuk, sahne geçişleri sıkıntılı, bir türlü bağlantıları kuramıyorum. Geçenlerde, Bolano'nun Pkd hakkındaki övgüleri okuyunca, tekrar okumayı denedim, ama sonuç değişmedi.
Sözünü ettiğim övgüler şurada, http://www.electriccereal.com/roberto-bolano-on-philip-k-dick/
Ayrıca, bir türlü, Lem'i de okuyamıyorum. Buradaki arkadaşların severek okumasını hayretle karşılıyorum, gelecek bilim kongresini geçenlerde elime aldım, yirmi sayfa kadar okudum, dili o kadar sıradan, espriler falan o kadar vasattı ki canım sıkıldı, bırakıverdim.
@laplace1234 Yüksek Şatodaki adamı okuyalı bir yılı geçti sanırım.Olaylar ve geçişler bana da kopuk gelmişti.Kafamda toparlamakta,sıraya koymakta ve gelecek sayfalarlar ilgili öngörülerde bulunmakta zorlandığımı hatırlıyorum.
Tam olarak aynı olmasa da Lem'in Gelecekbilim Kongresi için de çok içime sine sine okuduğum bir kitap olduğunu söyleyemem.Başlarda bir aksiyon filmi izler gibi merakla dolu sayfaların ve kuru esprilerin ardından tam bir kopuş yaşadım.Kanalizasyon ve farelerin hücumundan kitabı ayrı bir pencereye gizledi sanki.Ve o pencereye bir türlü gün ışığında bakamadım kendi adıma.Şimdi Aden adlı kitabını okuma sıramın sonlarında derin bir hafıza dehlizine saklamayı planlıyorum.
Ancak diziyi daha izlememiş olmama rağmen iyimser bir bakış açım var.Bazen -demeyelim genelde- kitap ile film arasında kitap lehine "adamlar kitaba yazık etmişler" deriz ya;belki bu durumun tersi dizide yaşanmış olabilir.
Lem'in tüm kitaplarını okumasam da, kanaatimi belirteyim:) Lehçeden İngilizceye, oradan da Türkçeye çevrilmesi de etkili diye düşünüyorum kitaplarının bu akıcılık problemiyle ilgili...
@barbaros Dediğin gibi çeviriyle ilgili bir handikap olabilir.3.el tercüme anlayışıyla -Lehçe'den İngilizce'ye ve İngilizce'den nihayet Türkçe'ye- okuyabildiğimiz kitaplarda bu sorun oldukça tatsız bir durum halini alıyor.Kaliteli yazarlar ve sanat adına yapılmış filmler de nedense Avrupa-bir nebze Asya kökenli oluyor.
Dizi Amazon'un dizi işine el atması politikasıyla en başta gündeme geldi. Netflix gibi sadece internetten yapacak, televizyona geçmeyecekti. Adamlar bunu dikkatlice tartıp zarar etmemek için 2 sene önce 5 tane sadece pilot bölümü olan diziler yayınladılar, aralarından 5 tanesi devam etti ama tabi 1 sene sonra çıktı yeni bölümleri. Ama yayınlananlar ufak bütçeli dizilerdi. Geçen sene bu aralar büyük bütçeli yapım olarak bunun pilot bölümünü verdiler, eleştiriler olumlu olunca devamı için onay verdiler. Tabi çekimleri kolay olmadığı için anca bu zamana yayınlanabildi.
Yayınlanma takvimi olarak da normal tv dizileri gibi hafta hafta yayınlanmıyor, tüm bölümler aynı anda sunuluyor. Netflix'in yarattığı bir akım.
Dizinin yorumları iyi, ben daha izlemedim. Başlangıç olarak 8.5 puanı varsa o yükselir, emin olun.
@laplace hocam PKD çevirileri rezil belki de o yüzden tam seni içine çekememiştir. Dick'in bazı şeyleri o kadar kafama takılıyor ki bazen diyorum "acaba şuan ben de mi öyleyim ya?" dediğim oluyor. Dick'in 645'ten çıkan çeviriler berbat, hiç okumadım ama Alfa Yayınevi Gökteki Göz'ünü bastı. Bi onu dene çevirisi iyiyse ısınabilirsin belki.
Lem için de aynı şeyi söylicem, İletişim'den çıkan Solaris ile Aden'i dene bi.
Bu kadar şey yazdım bi de ben önereyim, okumadıysan H.G. Wells oku. Mükemmel bence. Bilimkurgunun ilk örnekleri olmasına rağmen çok güzel kitapları var.
Yazmayı unuttum: dizinin tüm bölümleri yayınlandı şuan.
Tüm bunlara ilaveten cool gözükmek adına sıkıldığımızı, sevemediğimizi veya metne nüfuz edemediğimizi de itiraf edemeyişimizi de eklemeyi bir borç bilirim:) Örneğin; PKD külliyatını kısmen okudum, Alfa Ayının Kabileleri enfes bir kitaptı, lakin Dr.Gelecek'i hatırlamıyorum dahi, o denli vasattı:)
Alfa Ayının Kabileleri beni de sarmıştı.Kurgusu,insan psikolojisi ile koşut gezegen yapılanmaları akla gelmeyecek olanın yazılması ve okunması anlamında sağlam bilim-kurguydu.
@clockworkalex bilgiler için ayrıca teşekkürler.Arkadaşlar dizinin ilk sezonunun tüm bölümleri şu an nette ancak ilk 4 bölümü çevrilmiş ve izlenmeye hazır.
:)) Yüksek Şatodaki Adam'ı okumam da tam derslerin yoğunlaşıp vizelerimin başladığı zamanlara denk geldi 1 buçuk ay önce başlamıştım daha 3 gün önce bitirdim :))
Zaten Dan Brown kitabı gibi tüm olayın heyecanla seyredip en sonunda çözümlendiği bir kitap değil, alternatif şimdiki zamandaki olayları ve insanların ruh hallerini anlatan bir kitaptı. Çok güzel bence.
Ben de burdan itiraf edeyim, Lolita'yı okurken epey sıkıldım 3 haftada falan bitirdim, ama soranlara güzeldi okudum gitti diyorum :))
@clockworkalex Aynen dostum dediğine katılıyorum.Lolita benim için de büyük bir hayal kırıklığı olmuştu tabi aramızda -arkadaşlarına uyguladığın taktik güzel gerçekten ama okuduklarında senle ilgili düşüncelerini yeniden gözden geçirebilirler- benden sır çıkmaz.
Stanislaw Lem ismini görünce dayanamadım ve ben de bir şeyler söylemek istedim.
Barbaros ağbiye katılıyorum bu konuda. Lem'in kitapları çevirinin çevirisi olduğundan, ister istemez birçok kısmı anlam kaybına uğrayabiliyor ve özünü/orjinalitesini kaybediyor.
Fakat yine de benim en sevdiğim bilimkurgu yazarı Stanislaw Lem'dir ve eserlerini oldukça özgün bulurum. Gelecekbilim Kongresi ise bana göre en dokunaklı kitabıdır. Biraz hızlı gelişir olaylar evet ama kurgu muazzamdır. Okumaktan en haz aldığım tür distopyadır ve bu kitap da benim gözümde başyapıttır. İki yayınevinden çıkan baskısını da okudum ve önerim İletişim olacaktır.
Keşke Lem'in daha çok kitabı basılsa ve var olanların da yeni baskıları yapılsa. Hepsini toplamış biri olarak söylüyorum, bu güzel eserlerin daha çok kişiye ulaşmasını isterim.
Madem yazdım, konudan sapmayıp dizi hakkında da bir şey söyleyeyim. Kitabı henüz okumadım. Okuduktan sonra diziyi de izlemeyi düşünüyorum.
Lem ve K. Dick konusunda bir kaç kelam edeyim.
Bu yazarlara yeni başlayacak okurlar "150 TL'ye satılıyor bu kitap, muhteşem ötesi bir tat almalıyım bundan" beklentisiyle okumamalı. BK konusunda abartı bir fiyat şişirme olayı var. Kitabı okumadan önce bu tür bir beklentiye girmeyin kesinlikle.
Daha öönemli olan ikinci nokta ise o yazarı neyin ünlü yaptığı ve ne beklemeniz gerektiği. Shakespeare eserlerini 1500'lü yılların sonunda değil de 1900'lerde yazsaydı muhtemelen kendisini duymazdı pek çok okur. Büyük bir bklentiyle Shakespeare okuyup da " Bu muymuş yani..." diyen pek çok kişi gördüm.
Shakespeare'i Shakespeare yapan, o eserleri 1590-1615 yılları arasında yazmasıdır. Yazıldığı dönem için tiyatro ve drama adına görülmemiş eserlerdi, eserlerin metni itibari ile İngilizce'de o güne kadar görülmemiş muhteşem bir anlatım sunuyordu. Shakespeare bu yüzden Shakespeare'dir, eserleriyle sonraki dönemlere örnek ve ilham olmuş ve edebiyatta yeni bir sayfa açmıştır.
Yazıldığı dönem itibari ile Lem ve Dick de öyledir. 1900'lein başında Bilim Kurgu eserlinin başlıca konusu uzay ve dünya dışı yaşamdı. Asimov, Robot hikayeleri konusunda bir devrim yarattı.
Lem ve Dick, 2 dünya savaşını, atom bombasını ve rasyosyonu gözlemlemiş ve bunu romanlardında yazmış yazarlardır. Lem'in Nazi işgali altında ezilen Polonya'dan bir yazar olduğunu göz önüne almak lazım. 60'lar ve 70'ler ayrıca insanların radyasyon hakkında pek bilgi sahibi olmadığı ve sadece ölümüne korktuğu bir dönemdi. Lem ve Dick kitapları da bu çerçeveden incelenmeli ve okunmalıdır.
Bana göre Dick'in en muhteşem eseri "Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi"dir. 1982 yapımı filmi Blade Runner (Bıçak Sırtı) da güzel bir kurguya sahiptir ancak konusu kitaba oranla biraz daha yüzeyseldir. Dick bu kitabında rasyasyonu, yıkımı ve insanların umutları irdeler. Robotların insanlara hizmet ettiği ve başka gezegenlere koloni kurulduğu bir dönemde yapar bunu.
Lem'in Polonyadaki savaş ve savaş sonrası dönemini ben hissettim Gelecekbilim Kongresinde. Toplumun siyasi yönü, yönetimin tekel zorbalığı ve insanların bunun karşısındaki boşvermişliği ve ahlak anlayışı irdelenir. Kitabın finalinde ise Lem çok güzel bir "gelecek öngürüsü"nde bulunmuştur. Siyasi-potansiyel güç ve bu gücle insanlara sunulan mutluluk ve bu mutluluğun ne şartlarda sunulduğu çok güzel anlatılmıştır.
Yüksek Şatodaki Adam'ı henüz okumadım. Metis baskısı aranıyorum. 6:45 Türkiye'de bilimkurgu geleneğini zenginleştiren, ama bunu çok rezalet çevirilerle yapan bir yayınevi. 6:45 BK için çok emek vermiştir ancak çevirileri de bir o kadar kötüdür. Kitabı okurken, 2. Dünya Savaşı'nın sonularının ciddi şekilde hissedildiği 1962 yılında yazılmış bir alternatif kurgu olduğunu unutmayın. Japonya Pearl Harbor'dan zaferle çıkıp atom bombası yemek yerine Amerikayı işgal etseydi ve Almanyanın sovyetler'i yıkmasıyla birlikte iki süper güçten birisi olarak dünyanın geri kalanını istila etmeye başlasaydı ne olurdu? İki süper gücün dünyanın tek hakimi olmak adına başlattıklaır soğuk savaş ve çekişme nasıl ilerlerdi? Bu sorulara 2. Dünya savaşını yaşamış bir yazar cevap veriyor.
@jivago sağol :))
@fallenangel dönem konusunda kesinlikle katılıyorum. H.G. Wells'in kitapları şimdilerde çıkmış olsa sıradan deriz klişe oldu deriz ama adamın kitapları bilimkurgunun başlangıcı. Ki öyle olmasa bile didaktik bi dili var, ben çok seviyorum.
Yüksek Şatodaki Adam'ı okumamışsın ama kitaptaki herşeyi yazdın buraya :))
Rusça ve benzeri diller çevirmesi cidden zor ve zahmetli diller. Her yerde Dostoyevski, Tolstoy vs. berbat çevirileri olan baskıları var.
Şuan Strugatsky kardeşlerin Uzayda Piknik'ini okuyorum. Bende olan baskı Nirengi Yayınevi'nin, arada kitabı taşımadığım zamanlarda telefondan okumak için Sarmal Yayınevi baskısını okuyorum. İki yayınevi de uğraşmış ama bi yerde bi kopukluk oluyor, ne ara buraya geldik diyosun, çeviriler çok da iyi değil. Ama okunuyor yani. Bu da öldürmese de süründürüyor demek gibi oldu :))
Yorumlara devam kabilinden;bilimkurgu dahil edebi eserleri tarihselliğiyle değerlendirmek lazım ki Ursula K. Le Guin de "bilimkurgu yarını yazmaz, bugünü yazar" minvalinde laflar etmiştir. PKD'nin komünizm paranoyası da es geçilmesin, Lem'i Amerikan istihbaratına ihbar etmiş hazret, Lem'in hayali bir şahıs olduğunu, Amerikan cemiyetini yıkmak adına eserler üreten Sovyet yazarlardan oluşan bir ekibin adı olduğunu iddia etmiş:) Ciddi mi, gayri ciddi mi yaptığı halen tartışılıyor ki hezeyanlarına ve sanrılarına bakarsak ciddi gözüküyor:)
Hatırıma gelmişken yazayım; militarist-faşist diye nitelenen Heinlein'ın, ki Amerikan ordusunda subaylıktan ayrılmadır, eserlerine de dikkat edin kolonileştirme-sömürgeleştirme temaları barizdir. Maalesef ki bu zatın yazdığı Yaban Diyarlarda Yabancı da çiçek çocuklarının, hippilerin el kitabı olmuş, 68 kuşağı "groklamak" tabirini bu romandan kapmış, bu da Heinlein'a kaderin cilvesi:)
Dick'in paranoyası Poe kadar var. Sürekli beni takip ediyorlar diye dolaşıyormuş. Zaten paranoyak olduğu kitaplarındaki kuşkuculuktan belli. Bişey söyleyeyim, Total Recall'un uyarlandığı Sizin İçin Topyekün Hatırlayabiliriz hikayesi beni mahvediyor. Diyorum ya ben de böyleysem, 1 yıl önce hafızamı silip anılar ekledilerse? Tabi binde birlik bir ihtimal ama insan yoksa? diye düşünüyor yani.
Heinlein okuyamadım hiç, tüm kitapları karaborsada, açıkçası 30+ lira veremem kitaplara :))
Piyasada dolaşan kitapların büyük bir kısmı balon, isme-fiyata-rivayete aldanıp peşinde koşuyoruz:) Allahtan Cam Kule'yi okudum geçen hafta da bilimkurguya olan iştahım açıldı tekrar:)
Mustafa'ya bak sen, içinden küçük bir Bülent Somay çıktı:)
O karaborsa kitapları epub olarak okuyorum. Mesela şimdi Ve Sonra Hiç Kalmadı'ya başladım. Yeni baskısı yapılırsa o zaman alırım, ama şimdi o kadar parayı hayatta vermem.
Tanıtım-izlenim paylaşımları bu sebepten mühim; türe-tarza dair fikir veriyor. Mesela; Otomatik Piyano, ahım şahım bir BK romanı sayılmaz kanaatimce...Fütüristik imgeler, mekanikleşme-otomatlaşma hicvi içeriyor da beklediğimi bulamamıştım ben...Amma Marsta Zaman Kayması'nda PKD, zaman ve mekandaki algı bozukluğunu,parçalanmayı cidden hissettirdi bana...
- 1
- 2
