- 1
- 2
Tartışma : "Kitap okumak boştur!"
Bu ve buna benzer cümleler duyduğunuzda ne gibi tepkiler veriyorsunuz, nasıl bir tavır takınıyorsunuz?
Son okuduğu kitabın "Cin Ali" olduğunu söyleyen ve bununla övünen birisine nasıl bir tavır takınmalıyız?
Veya affınıza sığınarak "kitap okuyan adam sığırdır, hımbıldır!" Diyen bir lise matematik hocası ile karşılaştığımızda ne yapmalıyız?
@JohnSteve ben de öğretmenim ve çalıştığım okuldaki müdür yardımcısı bana " Hocam siz hasta mısınız niye bu kadar çok kitap okuyorsunuz" dedi.
Eğitim camiasında bile kitap okumanın tuhaf karşılandığı bir ülkede yaşıyoruz ne yazık ki...
O yüzden bu sitede, kitaba değer veren insanların arasındayım. Bence bu tarz insanları umursamayın şahsen ben öyle yapıyorum.
"Kitap okumak boştur" cümlesi ancak ülkemizde kullanılabilir.Zira az önce evimizin önündeki 4 tane güzelim ağacı "Satılık ilanı görünmüyor" diye antalya'lı bir "emlakçı" tarafından kesilmiş olduğunu gördüğümde "Boşuna okumuşuz" dedim.Adamlar cehaletin dibinde zaten siz nekadar okursanız onlar zaten kendi bildiklerini okuyorlar.
"Bu kadar okuyup ne yapacaksın.Sıkılmıyor musun okumaktan?" diyorlar bana... Bunu söyleyen üniversite mezunu olup master yapmış insanlar... Nasrettin hoca gibi cevap vermek istiyorum. "Sana ne!" Olmuyor, diyemiyorum. Ben böyle seviyorum diyorum, okumaya devam ediyorum. Soran kişi tepemde dikilip duruyor, bakıyor benimle dedikodu yapamayacak, öff deyip gidiyor.
Kitap okumak boştur sözüne elbette karşılık gecikmiyor; Lao Tza'nun sözüyle sesleniyorum;
Bir testi yaparız çamurdan
İçindeki BOŞLUKTUR
Onu değerli kılan
"Bir testi yaparız çamurdan
İçindeki BOŞLUKTUR
Onu değerli kılan"
Çok güzel. İyi ki paylaştınız.
Ben okudukça ne kadar boş olduğumu görüyorum, "okumak" ile "boşluk" aynı cümleye konacaksa, böyle söylerim.
Okuyanlar değil okumayanlar her şeyi bildiklerini, "dolu" olduklarını sanırlar. Ve onlara hiçbir şey öğretemezsiniz, çünkü yeryüzündeki bambaşka bakış açılarıyla tanışmadıkları için kendi kısır doğrularında takılır kalırlar.
Tepki vermiyorum. Okumanın boş olduğunu söyleyen kişinin her şeyi maddiyat olarak ele aldığını düşünüyorum. Kitap okumak bize maddi kazanç sağlamadığı için böyle söylüyorlar sanırım. Yani temelde yatan şey: okumayı bir keyif aracı olarak değil de sıkıcı bir iş olarak görmeleri. Onlara göre sıkıcı bir iş yapıyoruz ve para almıyoruz, boş iş yapıyoruz haliyle. Bunu dillendiren şahısların hepsi bayıla bayıla dizi/film izliyor... peki o diziler nereden geliyor: roman, hikaye gibi edebiyat türlerinden. Umudum: bunu bildiklerinde kitaplara daha saygılı davranmalarıdır.
Yakın tarihte kitapların toplatıldığı, yasaklandığı hatta yakıldığı, kitap okumayı boş zamanları değerlendirmek olarak gören bir toplumun bireyleriyiz. Geçmişin kötü kalıntıları zamanla dahada azalacaktır. Boş laf eden boş insanları boş verin, "okuyalım, okutturalım".
Okumayı pratik ve pragmatik saiklerle yapanlar bu tür cümleleri söyler. Ben ki okumayı hobi, vakit öldürme aracı vb. görmem; nefes almak, su içmek misali hayati bir ihtiyaç olarak görürüm, okumadan uyuyamam. Bundan mütevellit bu tarz laf edenlerle tartışırdım, akabinde direkt rencide edip hakaret etmeye başladım, şu an itibariyle ciddiye ve kaale almıyor,kitabıma dönüyorum:) Aynen sigara zararlıdır lafını duyduğumda sigara yaktığım gibi:)
balici taklidi yaparak uzaklaşıyorum..
Sözlü edebiyat geleneği genlerimize işlemiş galiba. Bizim millet okumayı sevemedi gitti fakat biri bir şey anlatsın can kulağıyla dinler. Aç televizyonu saatler bakar.
Büyükler "Oku evladım okumak iyidir." derler fakat okuyan bir büyük göremezsiniz. Tıpkı elinde sigarayla "İçme sigara kötü bir şey." demek gibi:)
Bu tip bir insan yavrusunun ağzından pisliğe bürünüp saçılmış olan bu cümleye verilecek tek cevap müstehzi bir gülüştür. O insana bir şeyler anlatacağın süreyi okuyarak geçirsen daha iyidir:)
Bir eğitimci olarak ben kendisinden utandım.Yok yok tiksindim. Aynı okulda olsak tenhada kıstırmak isterdim kendisini:)
Ayrıca bakınız:
http://www.hizliresimyukle.com/image/hWN
Ahmet Cemal deneme kitaplarında bu konulara çok güzel değiniyor, okumanızı tavsiye ederim.(Özellikle Lanetlenmiş Ağustosböcekleri kitabında.) Okuyan bir insanın yaşadığı herhangi bir olay karşısında çok şaşırıp afallaması pek de mümkün görünmez der. Çünkü çok kitap okuyan (özellikle roman) bir insan pek çok türden olayı yaşamış gibidir. Dolayısıyla afallamak yerine anın tadını çıkarabilir. Bunu Elias Canetti'nin bir aforizmasıyla birleştirince daha anlamlı oluyor: "Bir edebiyatçının görmediği şey olmamış demektir." :) Okumaya devam...
Ben herkesin kitap okumasına karşıyım. İnsanlara kitap okutmaya çalışmak da hoşuma gitmiyor. Evet herkes akademik kitaplar okumalı ama bak Dostoyevski çağların en muazzam yazarıdır, Oğuz Atay candır can filan diye önermeyi/dayatmayı pek mantıklı bulmuyorum.
Batak oynamaktan hoşlanıyorsa batak oynar, Türk dizisi izlemekten hoşlanıyorsa dizi izler insan. Bırakalım kitap okumak da okumayı seven insanlara özgü olsun.
O keyif sadece bana kalsın. Herkesin kitap okuduğu bir dünyada yaşamak istemezdim. Böyle bir durumda bayağılışırdı her cümle, her sohbet bana göre.
Nasıl ki yemek yemek bir eylem ise, kitap okumak da bir eylem bana göre. Birinin diğerinden üstünlüğü yok. Kitap okuyorum diye hava atan insanlar var malesef. Yemek yiyorum diye hava atan insan gördünüz mü siz hiç?
Doğal olarak biri başlıktaki gibi bir şey söylese 'sen okuma' derim, ne diyeyim.
Böyle insanlarla karşılaşınca "Okumak kendi dünyanı kurmaktır. Kitapsız bir hayat düşünemiyorum" diyorum. Belki de en güzeli susmak ama söylemeden edemiyorum. Fakat bu bir tutku. Herkesin bu tutkuyu anlamasını bekleyemiyoruz ne yazık ki.
Ülkemizde böyle garip cümleler kuruluyor. Bir de okumayı bazı insanlara özgü sanan bir grup var. Misal benim babam şoför. Ancak hayatım boyunca (ilkokuldan yüksek lisansa kadar tüm öğretmenlerim de dahil) babam kadar çok okuyan birini görmedim. Ve fakat insanlardan da "hem şoför hem de okuyor, nasıl olur!" cümlesini çok duydum. Ne garip. Okumak sanki sadece yüksek yüksek okullar bitirenlere mahsusmuş gibi...
Benim çok okuyan arkadaslarim suan sefilleri oynuyor beyantini gururla veren bir sahsiyetin yonettigi ulkede normal karsilanacak bir durumdur.
Durumu en güzel özetleyen ziya pasamız derki. Okumak cahilliği giderir eşeklik ise baki kalır
"sadece" okumanın övünülecek birsey olmadigi aşikar. plato, bizim bildigimiz anlamda bir okul bitirmemis, dostoyevski yi okumamistir mesela, ama bu onu plato olmaktan alikoymaz, birsey de eksiltmez.
bir de tabii, yakin zamanda mesela, insana bok yedirmek işkence sayilmaz demisti bir profesör. kendisi, mutlaka bizden cok okumustur ama okuduklarinin gereğini yaptigini söylemek mümkün degildir.
okumak yanında eylemek gerekir. eylemsiz bilgi, boş yüktür.
Okumanın kısaca tarifi:
Bir kitap veya yazı okuduğumuz zaman, onu kaleme alan yazarla sohbete dalmış oluruz. Okuduklarımız, bize yazarın düşüncelerini söyler; biz de o fikirleri zihnimizde tartarız, kabul veya reddederiz ki böylece biz de düşünmeye başlarız. Okuma, düşünceyi besleyip düşünme yeteneğimizi geliştirir.
Kitap okumak boştur,
Cehaletin ışığı loştur.
Alışırsanız o loşluğa,
Anlağınız artık varoştur.
Sabahattin Ali'nin bir sözü vardır:
"Bir çok şeye ihtiyacımızı ancak onu görüp tanıdıktan sonra keşfetmez miyiz? "
Bu sitedeki herkes kitapla olan tanışıklığı, muhabbeti sayesinde burada. Bu tadı alan başkalarının olduğunu bilmek, bizi daha da mutlu ediyor.
Kitabın varlığından! habersiz olan insanımız için kitabın ihtiyaç olması mümkün değil. Ben keşke herkes okusa diyorum. Birinin kitap okumasına vesile olmak istediğimde, ona elimdeki en sürükleyici kitabı veriyorum. En son Cin Ali'yi okumuş bir insana 8-10 kitap okutmuşluğum var, hiç zorlamadan. Kitaba-hayata-insana bakış açısı 360'da 1 derece bile değişse bence tüm toplum için önemli bir kazanımdır.
Kitap okumak boştur lafının bendeki karşılığı: "Tanısan sen de çok seversin."
- 1
- 2
