didem madakdan bahsedelimmi biraz?
bazıları adına konuşmayı hak eder didem madak dahada hak ediyor https://www.youtube.com/watch?v=LGpbjWpNams burada bir röportajı var sizin için didem madak nedir? benim için dünyanın yokluğunaa elbiswe dikmeye calışan acemi bir terzidir bi imzalı kitapını bulan varsa bana edebileceği en büyük hediyede olur yani:) didem öleli çok olmadı şahsen tanıyan varmıdıre aramızda?
Pek severim ben de Didem Madak'ı.
Tanışma fırsatım olmadı maalesef, oysa beraber bi' kurabiye yiyip çay içelim çok isterdim. Ölümünden sonra keşfetmiş olmasam kalkıp giderdim yanına muhtemelen ama işte... Arada açar okurum, aklıma düşer kendi, şiirleri ve elbette sevgili Füsun.
En güzelinden bi' şiirini iliştirip kaçayım:
''sonbaharların kralı gelirmiş meğer istanbul'a
ciğerlerimin filmini çektiler
ciğerlerim artiz oldular icabında
akut alevlenmiş kronik bir sonbahar gibi bakıyordu
sigara figüran falan.
ben kırmızı bir yaprağı oynuyordum esas kız olarak
uçuşuyordum, uçuşmakmış meğer benim anlamım
ben bunu geç anladım.
senin için şiir yazacaktım istanbul
ismini ağrı koyacaktım.
oysa bir şiir niyeydi sanki
yer içer sevişir miydi sanki bir şiir
hamsi ısmarlar mıydı mesela bir şiir insana?
fotoğraf çektirebilir miydi mesela hipodromda atlarla?
rakı içebilir miydi samatya'da
bir şiir uyur muydu kuş gibi
başını alıp da kanatlarının altına?
oysa bir şiir neydi sanki
ben seni ciğerimin köşesindeki arıza kadar sevdim
bir şiir seni bu kadar sever miydi sanıyorsun istanbul?
bağırdım sokaklarına kartondan postlar sermiş ayyaşlara
bana kerametinizi gösterin
kermatenizi gösterin bana!
bir dikişte içtim bir şişe geceni
yıldız komasına girmek istiyordum,
istiyordum dolunay çarpsındı beni
kurt adamlarım serbest kalsındı icabında
kimim fazladan puştluğu varsa bir sigara sarsındı bana
kin kusulsundu, öç alınsın
icabında modern kadındım, ne zaman şişmanlasa ruhum
hemen yarın yeni bir intihara başladım.
ben fazla yemesem diyorum baylar yani
bu kadar hınç bana fazla.
icabında bir allah bir allah daha
çok tanrılı bir din ederdi
bırak müridin olayım istanbul
sen beni hep bir şiir sanıyordun istanbul
oysa çakmaktaşları gibi kıvılcımlıydı gözyaşlarım
ağlamaktan kızaran bir örnek burnum ve gözaltlarımla
bu şiiri ben yaralı bir panda vaziyetinde yazdım
canım yandı
bu şiiri ben bir yangın vaziyetinde yazdım
şimdi bırak sana kedilerime süt getiren eski günlerimi anlatayım
kapıma gül bırakan adamları
ben de icabında bir hafıza mağduruyum
cumartesi günleri gayri annemlerle birlikte
sokaklarında eylemler yapayım.
benim ne sakal yanığı günlerim oldu
guruba bak ve beni an
öpüşmekten yorgun ve kızıl
bir şiir sana bunları söyler miydi sanıyorsun?
yağmurlarında yıkanan kırmızı banklarına baktım
bütün allar bir gün solarmış
ben bunu geç anladım
yağmur meğer tanrının zulmüymüş istanbul.
ağrı neydi, neremdeydi, neresiydi ağrı
kim bana kalbimin menzilini soracaksa sorsun artık
ağrıdurmadanağrıdurmadanağrıdurmadan
ağrı benim durmadan doruğuna tırmandığım
meğer yüksek bir dağmış.
üstümü ara
cebimdeki şiiri usulca kaydırayım senden tarafa
ellerimi de kaldırdım bak
hazırım tutkumu tutukla.
şiirsizim
bu şiir senin ismini ağrı koyar mıydı sanıyorsun istanbul
ben bu şiiri kusarak yazdım.
ekim 2002,
yakında kasımpatları da çıkacaktı. ''
Başka yazılar da bekliyorum
HATALI TEŞBİHLER
“çocuk kalmak iyiymiş, biz de iyi kaldık albayım;
medeniyet bizi bozmadı” – hikmet benol
beni çöz miss marple
içimden çıkmak istiyorum artık.
acılarınızın karnı bahar olmuş madam dedi zeyna.
baktım su kabında şiir yoktu, mama kabında da
kızışmıştı inleyip duruyordu
yarım zanaks verdim sakinleşti.
oturup tv seyrettik iki beyaz zombi gibi yan yana
zeyna gölgesini bir başkası sanıp oynuyordu, ben de
bir başkası sanıp şiir yazıyordum.
bir aydınlanma ruhu içinde felaket yalnızdık.
patimizle, yani zeyna, patisiyle kalemi itti
ve şiirin içine doğru yürüdük.
zeyna bir kısım kelimeleri dişleri ile yakalayıp kaçırdı
zavallı kelimeler kedimin faresi olmuştu.
ben de onları çocuğum sanıp durmadan kokluyordum
yaralarını yalayıp azıcık ağlıyordum.
bir bakıma alkatraz kedicisi olmuştum.
derhal bir manifesto yayınlamalıydım.
koklayarak ve avlanarak şiir yazma tekniğini bulmuştuk.
artık çatıları ters çevirebilir, içinde yağmur suyu biriktirebilirdim.
sonra saçlarıma sürerdim uzasın diye
trafik lambalarını üçlü göz farı seti olarak görebilirdim
gözlerime sürerdim ne güzel rengarenk.
elektrik direklerini salladığımda dolunaylar dökülürdü
kırılmazdı hiç, hiç kırılmazdı
sofranın ortasına koyardık parlak parlak
bir aydınlanma ruhu içinde felaket yalnızdık
allahaşkınıza miss marple diye söylendim
ben bu lanet olası meraklı kedinin tensip zaptı olacak kadın mıydım?
benden şüphelendiğini anlamıştım. son seçimlerde
leman’ın pulbiber mahallesine muhtar olduğunu biliyordu.
bal gibi acının ikametgah senedini verebilirdi bana
elemin nüfus suretini pekala mühürletebilirdim.
elemin kimliğine emelin resmini yapıştırabilirdik.
geriye artık içimden kaçmak kalırdı sahte pasaportla.
allahaşkınıza miss marple diye söylendim
ben bu zehir zıkkım şiirin ağlak kalemi olacak kadın mıydım?
raif bey şiir için soyunmama karşıydı
cinayetin sebebi buydu
üstelik raif bey’i kürk mantolu madonnadan araklamıştım.
raif bey baloda benle dans etmeyince, inadına
tanrı’yı dansa kaldırmıştım.
raif bey tanrı’yı ben raif bey’i derken
zincirleme cinayet tamlaması olmuştuk.
miss marple da içimden çıkamamıştı.
zeyna olabilir katil dedim
bakın kelimeleri nasıl da kokluyor.
miss marple büyük kara şemsiyesini kapattı
artık tellerim görülmeyecekti kırık kırık
zeyna gölgesini bir başkası sanıyordu
bir aydınlanma ruhu içinde felaket kalabalıktık.
(Pulbiber Mahallesi sf. 64)
didem madak hakkında fikiri olanlar yazmak isteyenler için güncel:)
