Boris Vian'la ilgili bir soru
En sevdiğim yazardır Boris Vian. Ama tam 7 kitabı İthaki'den çıkıyor. Kapak tasarımı, çevirisi, imlası, dizgisi rezalet. En berbat işlerden birisi. Fuarda Yüreksöken'i almıştım, 1 ay sonra okumaya başlayınca farkettim kitap yamuk. Bu nasıl olabiliyor? Çeviriler yerlerde, naptılar yani Norveççe çevirisinden mi çevirdiler nedir yani. Bu kadar saldırgan olmamın sebebi favori yazarımın bu şekilde bi rezalet baskıya tabi olması. Avrupa edebiyatının en güçlü yazarlarından birisi ya.
Her neyse, sorum şudur: Vian kitaplarının başka yayınevlerine geçme olasılığı nedir? Böyle birşeyler duydunuz mu?
Sevdiğim şeyleri çatt diye zevkini çıkarmadan bitirmeyi sevmediğim için tüm kitaplarını okumadım Vian'ın, ama okuduklarımdan bi kaç yorum yapabilirim:
Günlerin Köpüğü: E Yayınları cidden güzel basmış kitabı, kapak hoş, fakat kapağın üzerinde yazan "çağdaş aşk romanlarının en çarpıcısı" ibaresi mide bulandırıcı, aşk romanı okumak istesem migrostan alırdım kitabı. Bunun dışında çeviri süper, çevirmen kelime oyunlu bir romanın altından güzelce kalkmış.
Savrulan Otlar Arasında: İmge Yayınevi bence bu kitabı güzel basmış. Çeviri güzel, kapak güzel, pek eleştirilecek bir şeyi yok.
Mezarlarınıza Tüküreceğim ve Ve Bütün Çirkinler Öldürülecek kitaplarını eski baskılardan okudum. Doğal olarak değişik dil ve tasarımlardı, yorum katamayacağım ama şuan bunların ikisi de İthaki'den çıkıyor, İthaki'den Vian'ın Bütün Ölülerin Derileri Aynıdır'ı okuyabildim, Yüreksöken çevirisi ve yamukluğu yüzünden başında bıraktım. Diyebilirsiniz e yamuk mamuk oku geç diye ama son derecesinde olmasa da simetri takıntım var, denedim okurken bunu dikkate almamayı ama 50 küsür sayfayı 1 haftada okuyunca bırakmak zorunda kaldım.
Neyse çok uzun tuttum, sadece soruya cevap alsam iyi olur, diğerleri iç dökme mahiyetindeydi.
Ben mezarlarınıza tüküreceğimi ithakiden okudum, epey de hoşuma gitmişti çevirisi. Kitapların büyük çoğunluğunu da ithaki bastığı için ekstra mutlu olmuştum hatta. Bence yayınevini telefonla arayıp basım hatasını söyleyin. Değişim teklif ederseniz kabul edebilirler. Facebooktaki gruptan da özel mesaj atabilirsiniz başka bir seçenek olarak.
Ben şu an İthaki'den çıkan kitapların yakın zamanda başka bir yayınevinden çıkmasına ihtimal vermiyorum açıkçası. İthaki'nin elindeki telif süresi bitse bile kitaplar piyasada bulunduğu sürece başka birinin basması pek akıllıca bir hamle olmaz. Öncelikli olarak İthaki ile iletişime geçmekte fayda var, ilgili oldukları söylenebilir bu konulara. Bu bilgiyi paylaşırlar mı bilmiyorum ama telif sürelerini de sorabilirsiniz tabi.
E yayınlarının tanıtım yazısında kullandığı ifade artık alışık olduğumuz bir durum. Sonuçta her ne kadar yayın politikalarından bahsederken bizim için ön planda olan para değil yayıncılık deseler de hepsi birer ticarethane ve para kazanmaya odaklı çalışıyorlar. (Bunu hepsine söylemek haksızlık olabilir ama büyük bir çoğunluk için geçerli malesef.) Yayınevinin öncelikli amacı kitabın satılabilecek bir forma getirilip pazarlanmasıdır. Boris Vian'ı bilen bilir, tanıtmaya gerek yok yerine böyle ucuz edebiyat olarak pazarlamak daha kazançlı oluyordur eminim onlar için.
@livornoads yok kitabı sattım gitti, 5-10 yıl sonra artık başka bi yayınevi basarsa okurum ama inşallah beterin beteri vardır durumu olmaz.
@benolum evet ben de öyle düşündüm, şuan basmayabilirler ama mesela telif bittiğinde başka bir yayınevi alabilir, veya başka yayınevi daha telifi alıp aynı anda iki farklı baskısı piyasada olur, örnek vermem gerekirse James Joyce'un Finnegans Wake'ini şuan hem Sel hem de Aylak Adam yayına hazırlıyor. Ben zaten başta bunu kastetmiştim.
Ve evet ticari amaç güdüyorlar, zaten E yayınevi de 250 küsür bastığı kitaptan 2-3 tanesi dişe dokunur olan bir yayınevi. Ve internette Günlerin Köpüğü'nün yorumlarına bakıyorum, herkes çevirinin kötü olduğunu söylüyor, ben mi anlamadım acaba diye düşündüm. Nette herkes dipnotların fazlalığından yakınmış evet bilimsel makale okuyormuşuz gibi her sayfada 2-3 tane dipnot vardı. Kitap her yönden epic fail olmuş ama çeviriyi bilemedim şimdi.
@clockworkalex ben de merak ettim çeviriyi, yakın zamanda alıp inceleyeceğim. dipnotlar katlanılmaz olabiliyor bazı çevirmen ve editörler yüzünden. en azından kurguyla doğrudan bağlantılı olmayan bilgileri sayfa altında değil de kitabın sonunda listelemek çok rahatlatıcı oluyor bu konuda.
Aynı kitabın telifini iki farklı yayınevi alamıyor diye biliyorum ama yanlış biliyor da olabilirim. James Joyce kitaplarında telif koruması yoktur muhtemelen, malum 70 yıl sonra düşüyor telif koruması.
Günlerin Köpüğü çevrilmesi öylesine zor bir kitap, bir dile çevrildikten sonra aynı etkiyi yakalamak mümkün değil. Tüm o kelime oyunları ister istemez uçar gider. Bunu önlemek için de yazar bol bol açıklama koymuş. Ben kitabı okurken hiçbir şey kaçmasın istediğim için dipnotları çok yararlı buldum. Çeviriyi de beğendim. Başka nasıl olabiilirdi gerçekten bilmiyorum.
Yüreksöken'in Can Yayınları baskısını tavsiye ederim.
@benolum Yani evet 2012'de bitti onun 70 yıl süresi de, bazen olabiliyor ya hani, belirli anlaşmalarla bir kaç farklı yayınevi basabiliyor, aklıma gelmedi şimdi örnekleri. Neyse, hayırlısı diyelim.
@spike evet imgelemleri ve metaforları bol olan bi kitap, çevirisi zor bi kitap, dediğim gibi zaten ben de çeviride rahatsızlık yaşamadım ama insanlar hiç olumlu yorum yapmamış. Ve dipnotlar konusunda, tamam bazı dipnotlar vardı kitabı anlamada işe yarıyordu fakat bazılarında da şarkıların dipnotunu düşüp eser sahibini ve doğum-ölüm tarihlerini yazmış ve bu çok fazlaydı, buna gerek yoktu bence. Jazz'a ilgisi olan zaten onları ya bilir ya da kendisi araştırırdı. Yani dikkat dağıtıcı bi etken yaratmış orda çevirmen. Bu, sen kitabı okurken birinin "kanka bişey dicem" "hacı bi baksana" demesi gibi birşey, sürekli akıcılıktan koparılmış. Ama dediğim gibi bazıları cidden gerekliydi. Mesela bi yerde "Vian burda şunu anlatma çalışmış" dipnotu. Gerçi okurun bunu kendi anlaması daha iyi olurdu, ama bilemedim.
@trkr çok sağol o zaman kesin ondan okurum :)) umarım karaborsası yoktur
