Yazar olma yolunda ilerlerken 2
naçizane fikrim iki öykü de belirli bir düzeyin üstünde ve "umut vaad edici"
Bir Film Aşığının Veda Mektubu
başlık ve başlangıç cümlesi güzel, dikkat çekici bir giriş olmuş, okumaya teşvik ediyor. anlatıcının anlattığı ikinci filmden sonra biraz sıkılmaya başlamıştım ki:) öykü hiç beklenmeyen bir şekilde sonuçlandı. bu haliyle de güzel ama üç filmin anlatıldığı bölüm geliştirilebilir. anlatıcının anlattıkları çerçeve hikaye; üç film, hikayenin içindeki parçalar konumunda sadece, öykünün dışına çıkarınca ayakta duramazlar, (öykünü okumayan birine sadece ikinci filmin anlatıldığı bölümü okuttuğunu düşün örneğin) biraz destek verilse, sağlamlaştırılsa iyi olur. bugüne kadar okuduğum öykülerin kafamda oluşturduğu şemaya bakınca bu üç filmin daha önemli daha işlevsel bir yeri olmalı gibi geliyo ama bu çok sübjektif bir yorum tabi, önemli olan senin ne\nasıl anlatmak istediğin.
son olarak aşağıdaki cümle biraz sorunlu gibi:
"barmen, sana tükenmiş bir adamın, sonu içindeki tek eşya metal iskeletli bir şilte olan, üç metrekarelik akıl hastanesi hücresine uzanan öyküsünü anlatıyordu."
Ben ikinci hikayeyi okudum ve çok sevdim. Okuması rahat, merak uyandırıcı. Hatta biraz daha kendini ti'ye alsa bile olabilirmiş. Öyle bir havası var. Karakterler hakkında çok az şey biliyoruz ve yine de başka durumlara karşı nasıl tepki verirler diye merak ettim.
Kafama takılan bir nokta: Mecnun'un o baskın için bir motivasyonu varken anlatıcı neden bu işe girişmiş diye düşündüm. Hani kardeş olsalar tamam diyeceğim.
İlk paragrafta "Ora dediğim yer..." ifadesinde "ora" sözcüğü zaten yer anlamı taşıdığı için anlatım bozukluğu olmuş hissine kapıldım.
Bir de birkaç yerde virgüllerin gereksiz olduğunu düşündüm. (Özellikle altıncı, "Kan akacak tabi ki..." diye başlayan paragraf)
Hastane Baskını Öncesi Son iki Saat
yola çıkmadan önce anlatıcının kafasında canlandırmalar yaptığı bölümler güzel olmuş, yaşlıların hareketleri (sakınımlı hareketler, bastonla kafasına vurma, tekerlekli sandalyeyle çiğneme...) vs. ile güzel bir atmosfer yaratılmış. sonu yine ilk öyküdeki gibi beklenmeyen bir şekilde bitmiş.
"şehrin kuzeybatı ucundaki hastane", "bu umutsuz bir iş", "endişe etmememi söylüyor. Endişe etmiyorum diyorum" gibi cümleler yabancı filmlerde geçen cümleleri çağrıştırdı bende.
dün uykum geldiğinden ikinci öykü hakkında bi şey yazmadan yarım bırakmıştım, başta dediğim gibi belli bir düzeyin üstünde öyküler, ilerde edebiyat dergilerinde, kitaplarda öykülerini görürüz umarım.
