Nabokov'un Bakış Açısıyla Üstün Okur
"Nasıl ki yetenekli yazarların evrensel ailesi ulusal bariyerleri tanımıyorsa, yetenekli okur da zaman ve mekân yasalarından bağımsız, evrensel bir figürdür. Sanatçıyı tekrar ve tekrar imparatorlar, diktatörler, rahipler, püritenler, kör cahiller, siyasi ahlakçılar, polisler, postane müdürleri ve bilgiçler eliyle yok edilmekten kurtaran odur—üstün okur. Bu takdire şayan okuru tanımlayayım size. Hiçbir vicdan yöneticisi, hiçbir kitap kulübü onun ruhunu denetleyemez. Onun bir edebiyat eserine yaklaşımı, vasat okurun kendisini şu ya da bu karakterle özdeşleştirmesine ve “betimlemeleri atlamasına” yol açan gençlik heyecanlarından azadedir. Bu iyi, bu takdire şayan okur kitaptaki kız ya da oğlanla değil, kitabı ortaya çıkaran zihinle özdeşleştirir. Takdire şayan okur bir Rus romanında Rusya’yla ilgili bilgiler aramaz; çünkü Tolstoy ya da Çehov’un Rusya’sının, tarihteki Rusya değil, bireysel dehanın hayal edip yarattığı özel bir dünya olduğunu bilir. Takdire şayan okur genel fikirlerle ilgilenmez; özel bir imgelemin peşindedir. Bir kitabı sevmesi, ona grupla iyi geçinmeyi öğrettiği için değildir (ilerlemeci ekolün şeytani klişesidir bu); kitabı sever, çünkü metnin her bir ayrıntısını özümseyip anlamış, yazarın vermek istediği hazzı tatmış, içi baştan ayağa ışıl ışıl olmuş, örsünde hayaller döven usta demircinin, sihirbazın, sanatçının büyülü betimlemelerine bakıp heyecanlanmıştır."
"Rus Yazarları, Sansürcüler ve Okurlar"dan (Rus Edebiyatı Dersleri - İletişim Yayınları)
Nabokov çok güzel tanımlamış yetenekli ve takdire şayan okuru.Bunları okuyunca Hegel'in Geist adını verdiği Dünya Tini kavramı aklıma geldi nedense.Orada tüm tarihi, bu Geist adını verdiği dünya tininin insanlar içinden kimi seçerse ona verdiği bir görevdir.Yani Hegel diyor ki kahraman diye bir şey yoktur seçilen kişiler vardır.Tarihi yapan insan değil üstün bir dünya ruhudur. Nabokov'da da sanki kişiler yok aslında kültürler ve onların yansımaları olan tarih var der gibi bir çağrışım yapıyor bende.Okur Dostoyevski'yi okumuyor;okur 19.yy Rusyasını okuyor.Yazar bilmeyerek bir ayna tutuyor sanki okura.Bilmem ne kadar anladım veya anlamadım.Takdiri sana kalmış dostum.
Hakikatten şahane bir tarif, Nabokovyen anlatım dedikleri buymuş:)
3-4 kitabını edinmiştim, külliyatın kalanını sipariş ettim, "konuş,hafıza"yı okumayı sabırsızlıkla bekliyorum:)
Okuduktan sonra bir tur da ben binebilirsem bisiklete çok sevinirim inan. :)
ayıp ettin hocam, kütüphanem emrinde:)
'örsünde hayaller döven usta demirci' tabiri çok klas olmuş. Yani tüm anlattıklarının güzelliği dışında, anlatma şeklindeki Fransız edebiyatı inceliği, Rus edebiyatı sıcaklığı ve Amerikan edebiyatı boğuk-karanlıklığı beni etkiledi Nabokov'un. Tabii tüm eserlerini okumuş biri olarak değil, sadece Lolita'yı okuyan bir üstün okur olarak söylüyorum bunu. Kibir mi, hayır. Nabokov da zaten belirli bir elitizme sebebiyet verecek bir fikirden kaynaklı üstün okurdan bahsetmemiş sanıyorum, bahsettiği, düz mantık'lığın soğukluğundan azade, okuru yazarla bütünleştiren, Freud'a 'amca' dedirten, Dostoyevski'ye 'dosto' dedirten, Nietzsche'ye 'hazreti bıyık' dedirten metodolojik bir sıcaklık oluyor.
Nabokov'a ben, Rus Edebiyatı Dersleri ile başlamıştım sonra Edebiyat Dersleri ve sonra da Sebastian Knight'ın Gerçek Yaşamı. Nabokov benim "bu işleri" çözmüş dediğim üstadlardan birisi. Yer yer klasik Rus yazarlarına ağır denilebilecek eleştiriler yapsa da, bir haklılık payının olduğunu daima ispatlayarak yapıyor bunu. Benim de sonraki Nabokov kitabım, öyküleri olacak: "Bir Günbatımının Ayrıntıları"
Ayrıca, Andrea Pitzer'in "Vladimir Nabokov Yazarın Gizli Tarihi" adlı biyografisini okuyarak her büyük yazar gibi Nabokov'un da "neler çektiğini -sıkıntı bağlamında" idrak edip, yazarın hayatında güzel bir yolculuk yapabilirsiniz.
Solgun Ateş'e başlamaya kıyamıyorum, hazzı erteliyorum, 20. yüzyılın bu büyük romanını, Ulysses'le kıyaslanan, üzerine kitaplar yazılan, Oğuz Atay'ın Tutunamayanlar'da tekniğini aynen alıp kullandığı bu romanı bekletiyorum:)
bu açıklamadan anlıyorum ki, herkes üstün okur olabilir. bunun için sadece belirttiği bakış açısına erişmek gerekli, tabii bu da sürekli okuyarak sağlanabilir. kitabı ortaya çıkaran zihinle özdeşleşen okurun öznelliğinden dolayı ortaya radikal yorumlar çıkarabileceği bir gerçektir. üstün okuru, üstün yapan özellik de bu olsa gerek.
