Çağımızın Jules Verne'i Arthur C. Clarke
Meraklısına, Merak Edenine...
Bugün çılgınca kullanmakta olduğumuz cep telefonlarının babasını tanıyor muyuz?
Büyük bir olasılıkla, hemen hemen tüm okurların vereceği yanıt 'bilemedim' olacaktır. Yüzü aşkın roman, bini aşkın öykünün yazarı ve "Öldükten sonra beni yazar yanımla anımsayın, denizaltı araştırmalarımla, uzay bilimi ile ilgili çalışmalarımla değil" diyen Sir Arthur C. Clarke bir öyküsünde söz ediyor uzaya atılacak bir uydu ile haberleşmeyi ve ondan yararlanan bilim dünyası cep telefonunu oluşturuyor... Ünlü yönetmen Stanley Kubrick'in çok ses getiren filimlerinden birisi olan '2001 A Space Odssey'nin öyküsünün yazarı ve filminin senaryosunun yardımcı yazarı da Arthur C. Clarke.
İngiltere kraliçesi Elisabeth'in 'sir' unvanını verdiği, 1917 doğumlu Arthur C. Clarke, 19 Mart günü, 1959 yılından bu yana yaşamakta olduğu Sri Lanka'nın (Ceylon adası) başkenti Colombo'da, Apollo hastahanesinde öldü... Haberi gazetelerde okumadan önce Hector Ekanayake'nin, yani en yakın dostunun gönderdiği elektronk postadan öğrendim.
Usta yazarla 1998 yılında Sri Lanka'ya yaptığım ilk seyahatte tanışmıştım. Hakkında çıkarılan pek çok tatsız dedikodudan ötürü, gazetecilerle görüşmediği söylendiği halde, ilk telefonuma cevap vermiş ve iki gün sonrası için randevulaşmıştık. Colombo'nun 7. bölgesindeki evinde beni ilk karşılayan, 'ailem' dediği Sri Lankalı Hector Ekanayake olmuştu. Hektor, onun aynı zamanda denizaltı araştırmaları ve turizmi konundaki ortağı ve en güvendiği insandı. Ziyaret öncesinde, içeri girdiğimde teyp çalıştırmamı ve on beş dakikadan fazla kalmamamı söylemişti Hector Ekanayake. Ama benim bu ilk ziyaretim iki saati aşmış ve Arthur C. Clarke ile dostluğumuzun başlangıcı olmuştu.
O gün, onu ziyarete gelen Budist rahiplerle birlikte beni de evinin en üst katına göndermiş ve uzayın derinliklerini seyrettiği teleskobu ile o bitmez tükenmez boşluğa bakmamı söylemişti. Odasına döndüğümde bana "Bu akşam yıldız yağmuru olacak, az sonra gidip yatacağım ve hava karardığı zaman çıkıp yağmuru seyredeceğim" demişti. Aynı gün (1998 yılı), '2001 A Space Odssey' filiminden de söz etmiş ve "Acaba görebilecek miyim 2001'i" diye dertlenmiş, hüzünlenmişti.
Clarke ile büyük buluşma
Arthur C. Clarke ile 1998'deki buluşmamızın ardından ikinci kere 1999 da buluştuk. Yaklaşık üç saati bulan konuşmamızda bana gerçeküstü roman ya da öykü yazmanın sırlarını anlatıyordu.
Çünkü, ne yazdığımı sormuş ve ben "aşk üzerine ve kadınlarla ilgili yazıyorum" deyince kocaman bir kahkaha atmıştı.
O seyahatim sırasında kendisine Türkiye'de yayımlanmış kitaplarını götürdüğümde bana uzun uzun Türkiye'yi sormuş ve hiç beklemediğim kadar derinlemesine sorularıyla beni şaşırtmıştı. İkinci Dünya Savaşı'nda İngiliz ordusundaki görevi sırasında, 1945 yılında, insanların haberleşme sistemlerini uydular yoluyla yapacaklarını ortaya atmıştı, hayal gibi gelen bu düşüncesi, aradan on iki yıl geçtikten sonra uzaya fırlatılan Sputnik 1 uydusu ile gerçek olmuştu; o ise önündeki minik bilgisayarı aracılığı ile dünyayla durmadan haberleşmenin tadını çıkardığını söylüyordu.
Clarke için haberleşme, haberdar olmak, yaşamının en önemli parçalarından birisiydi. Belki de bu nedenle yirmi dört saat durmayan faks ve elektronik posta servislerinin başında sürekli adamları bulunurdu. Dünyadan haberi olan, 1990 yılında yakalandığı bir hastalıktan ötürü sürekli tekerlekli iskemlede oturmak zorunda kalan yazarın artık roman yazmayacağını da o seyahatte öğrenmiştim... 2001 yılını yaşadıktan sonra ölmek istediğini sık sık tekrarlayan Arthur C. Clarke, 2001 yılında tüm dünyanın televizyonlarındaydı.
NASA Uzay Araştırmaları Merkezi'nin danışmanı da olan yazarın 2001'deki sevincini anlatabilmek olanaksızdır. O günlerde çekilen ve dünya televizyonlarında gösterilen onlarca dökümana baktığınız zaman, bir insanın gerçek mutluluğunu onun yüzünde izlersiniz. Yazarın medyaya kırgınlığının bittiği yıl da 2001'dir. Ondan sonra dünya basını ile görüşmeye ve anlatmaya devam etmiştir.
Arthur C. Clarke yüzü aşkın kitabı ve bini aşkın öyküsü arasındaki uzayı ilgilendiren gerçeküstücü yaklaşımlarını her zaman bilimselliğe dayandırmayı istemiş ve uzayı yazmakta olduğu için denizlerin altına inmesi gerektiğini düşünüp bu işe başlamış. Onun deniz altındaki ağırlıksız ortamı keşfetmesi ise uzay araştırmaları merkezi NASA'nın astronotlarını su altında eğitmesine neden olmuş.
Stanley Kubrick'le birlikte yaptığı ve 1968'de Oscar ödülünü paylaştığı '2001 A Space Odyssey' filminde 'HAL 9000' adıyla bir bilgi işlem sistemini anlatan yazar, insan düşüncesine yakın düşünebilen bu sistemin gerçekleşmesinin eli kulağında olduğunu söylemişti bir keresinde.
Yarım kalan son kitap
Arthur C. Clarke yaşamakta olduğu Sri Lanka'yı çok severdi, oranın insanlarına karşı özel bir sempatisi olduğunu tekrarlar ve Sri Lanka için hep bir şeyler yapmayı arzu ettiğini söylerdi. Orası için yaptığı en önemli işin GMT'ye göre saat farkının 5.5 saat olduğu ülkenin 6 saat farka düzeltilmesi olduğunu anlatmış, böylece Sri Lanka'nın dünya ile daha rahat haberleşebildiğini ve ekonomiye bu yarım saatin ciddi katkısı olduğunu söylemişti.
Ülkedeki Tamil ayrılıkçı hareketinin bitmesini isteyen ve bunun en çok arzuladığı şey olduğunu söyleyen Arthur C. Clarke barışsever kimliği ile de biliniyordu. Dünyanın pek çok üniversitesinden fahri doktorluk unvanları almış, sayılamayacak kadar çok ödülün sahibi olan yazar bundan birkaç yıl önce ABD'ye yaşayan Türk gazeteci Bircan Ünver'e roman yazmama kararından vazgeçtiğini açıklamıştı.
Bu haberi dünyaya duyuran Ünver, The Last Theorem'in ilk el yazmalarını görendir, ne yazık ki hastalıklar ve yorgunluk yazarın bu kitabını bitirmesini engelledi. Kitap Amerikalı yazar Frederik Pohl tarafından bitirilecek ve bu yıl içinde okurla buluşacak.
Arthur C. Clarke 1994 yılında Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmişti.
Sri Lanka'nın başkenti Colombo'nun yakınlarındaki Moratuwa Üniversitesi'nin onursal başkanlığını da yapmış olan yazarın adına bu üniversitede kurulu bir de enstitü var.
Yazarla bir başka buluşmamızda ona genç yazarlara ne öğütlediğini sormuştum, o da "Her gün bir kitap okuyup bitirmelerini söyle ve durmadan dinlenmeden yazmaları gerektiğini" diye yanıtlamıştı. Arthur C. Clarke 1975 yılında Sri Lanka'nın yerleşik konuğu olmuş ancak hiçbir zaman İngiliz kimliğini değiştirmemişti. 2005 yılında Sri Lanka hükümeti, en büyük devlet nişanı olan Lankabhimanya (Lanka övünç nişanı) ile onu onurlandırmış ve 16 Aralık 2007 de doksanıncı yaş gününde Sri Lanka'nın tüm üst düzey yetkilileri, sanatçıları, ülkedeki diplomatlar ve bilim dünyası kutlamaya katılmışlardı.
En son 2006 yılında Sri Lanka'ya yaptığım çok kısa ziyarette Hector Ekanayake ile konuşabilmiş ve rahatsız olduğu için kendisiyle görüşememiştim.
Ama dünyanın bu çok önemli adamını tanımış ve onunla röportaj yapan ilk Türk gazetecisi olmak beni her zaman onurlandırmış ve sevindirmiştir... İngiltere'de Minehead, Somerset'de doğan Arthur C. Clarke kendi arzusu üzerine Colombo'da dini hiçbir çalışmanın yapılmadığı bir törenle yakıldı.
CÜNEYT AYRAL / RADİKAL / 23.03.2008
