Albert Camus - Yabancı hakkında düşünceleriniz
Göklere dahi sığdırılamayan bu kitabı birkaç ay önce okudum ve hayal kırıklığına uğradım. Ya bu kitap fazlasıyla abartılmış ya da ben kitabı anlamadım.
Sizin de bu kitap hakkındaki düşüncelerinizi almak istiyorum. Acaba gerçekten ben bu kitabı anlamış mıyım yoksa kaçırdığım noktalar mı var?
Bu kitap benim bir numaramdır. Kitabı bitirdikten sonra bir sayfa için yorumlamıştım. Ondan bir bölüm eklemek istiyorum.
'' Kısacık zaten 100 sayfa civarında dallı budaklı bir olay yok, süslü püslü bir dil yok. Meursault isimli genç bir adamın hayatından kısa bir bölüm anlatmış yazar.
Meursault'un hayata bakış açısını ve çevresindeki insanlara davranış şeklini kıskandım. Herkesle saygılı bir ilişkisi var kibar da aynı zamanda fakat istenmeyen bir olay sonunda idam mahkumu oluyor. Ama aleyhine öyle bir konuşma yapılıyor ki sanki hiç kalbi yok ve o bir canavarmış gibi. Mahkemede yargılanışı sırasında kitabın içine girip '' nedir size yeterli gelmeyen tamam suçlu ama hareketleri yanlış değildi'' demek istedim. Meursault beni bile sakinliği ile yatıştırdı '' boş ver ben umursamıyorum sende umursama ''dedi. Yani kitap benimle konuştu sanki. Çok çok etkilendim. Biraz da kendimi buldum Meursault'ta o yüzden sanırım kitap bitmesin sonu böyle olmasın istedim. Kısacası okumayan varsa okusun mutlaka. Herkesin kütüphanesinde olması gereken bir kitap, ben şahsen tekrar okurum...''
işte böyle yazmışım sevmeyebilirsiniz sadece ve kısaca sizin kitabınız değilmiş diyebiliriz. Bende mesele Kürk Mantolu Madonna'yı okuduğumda şaştım kaldım. Herkesin bu kadar sevdiği kitap bu mu? diye düşündüm.
@MelihaAktas, sizin aksine ben de kendimi mahkemede Meursault'un aleyhinde konuşanların arasında gördüm. Meursault hakkında onlar kadar olumsuz düşünmüyorum ama annesinin ölmesi haberine karşı sergilediği tavır ta kitabın başında beni kendisinden soğuttu. Kendi kendime sordum; "bir adam annesinin ölümüne nasıl bu kadar umursamaz davranabilir nasıl bu kadar nankör olabilir?" Sanırım bu düşünce kitabın ilerleyen sayfalarında da aklımdan çıkmadı ve bu yüzden kitabı beğenmedim.
@beratatabey, aynen dediğiniz gibi. Camus'nun felsefesine saygı duyuyorum ama pek bana göre değil :)
Yabancı, bilmemekten ziyade fazlaca tanımanın yol açtığı uyumsuzlaşmanın hikayesidir. Buradaki 'uyumsuz' kelimesi anlamca olumsuz, varoluş amacı göz önüne alındığında olumlu bir ifadedir. Keza, denizin üzerindeki güneş parıltılarını bu ifadeyi takınan bir uyumsuzdan başkası göremez...
@redsterling sizi soğutan bölüm beni kitaba bağlamıştı. Ben nankör olarak değil de onun hissettiklerini başkaları gibi dramatik bir şekilde dışa vuramamasını çok iyi anlamıştım. Ve hele bunda bir kabahati olmadığını düşünmesi de çok iyiydi. Çünkü bu bir kusur değil. Böyle insanlara soğuk diyorlar. Ama bence normali buydu annesi cinayete kurban gitmemişti ki olay yapacak bir şey yoktu. Ama diğer taraftan başkası için kendini yaktı zaten bu da onun kalpsiz ya da soğuk olmadığının en büyük kanıtıydı.
Yabancı'da varoluşun şu ya da bu biçiminin karakterin bireysel hayatında/algılayışında herhangi bir karşılığı yok. Bu karşılıksız durum, hayatın rutinliği, kurumların gereksizliği, insanların kurulu bir saat gibi amaçsız devinimleri karakteri topluma ve insanlara duyarsızlaştırıyor. Annesinin ölümüne üzülmesi ile üzülmemesi arasında net bir ayrım algılayamıyor. Albert Camus, Sisifos Söyleni isimli deneme kitabında ''saçma'' felsefesini izah ederken bu beyhudelikten bahseder. İnsan hiçbir şeyi değiştiremeyeceğinin farkında olduğu anda onun için umut başlar. Yabancı'daki karakteri ister kötücül düşünün ister aydınlanmış; o kafamızı kurcalamaya devam edecek.
Bir kitap bu kadar sade süssüz olup bu kadar derinden sarsabilir mi okuyucuyu? Beni sarstı. Belki baş karaktere hak veremiyoruz (sahip olmaya zorlandığımız etik değerler yüzünden), ama onu bir şekilde "anlıyoruz"; baş karakterle özdeşleşme olmaksızın, ona "yabancı" kalarak içimizde bir köşede ona imreniyoruz.
ekşsözlükte bir yazar güzel bir tespit yapmış, aktarıyorum:
"camusun yabancısı tam olarak bir 20. yüzyıl ötekisidir.
tanrının öldürülmesi ve ahiret inancının ortadan kalkmasıyla bu dünyaya dair anlamların yıkıldığını düşünenler için bir aynadır yabancı.
mersault, herhangi metafizik bir inanç olmadan da erdemli olunabileceğini göstermektedir. ve erdem toplumsal ahlakın, geleneksel kanıların aksine son derece bireysel bir kavramdır. tam da bu nokta da mersaultun kendine özgü kural ve ahlakı, onun bir baba katili ile aynı kefeye koyulmasına yol açacaktır.
nitekim baba simgesel olarak geleneğin temsilcisi sayılabilir.
yabancı geleneğin düşmanı olduğundan idama mahkumdur. ve gelenek, kendi varlığını sürdürebilmek için ihtiyaç duyduğu nice yabancıları mahkum etmiştir."
