kitaplardaki "kdv" oranı
Sadece şunu diyebilirim size sıradan bir insanın istediği kitabı almak gibi bir lüksünün olmadığı bir ülkedeyiz malesef.
ülkenin okuma potansiyelini yükseltmek için ufak bir adım olan kdv oranını kaldırmak inanın bir çok gelişimin öncüsü olacaktır. siz bunu yapın biz devamında daha isteyeceğiz onuda bilin.
teşvik adı altında ne olduğu belirsiz dünya klasikleri seti yerine hasan ali yücel setlerini verin mesela. gereksiz bandrol ücretlerini yayın evlerinde almayın bunlarda fiyatlara yansısın. yayınevlerine kitap basmaları için basılan kitap başı bir program uygulayın.
Daha derine inersek sınıf öğretmenlerinin her öğrencinin potansiyelini hesaplayıp onlara uygun kitapları tek tek tavsiye edebileceği özel dersler uygulayın. bunlar gibi binlerce örnek sayabilirim.
Öncelikli olarak dediğim gibi kdv oranlarının kaldırılması olacaktır. Okuyan bir toplum olmak istiyorsak bunu gelir elde edilen bir ticari yuva olarak gören zihniyeti bir rektefiyeye sokmalıyız sanırım.
Daha sonra bu işi kitapçılıktan çok fahiş fiyatlarla satış yapan yayınevi ticarethanelerini kontrol altına almalıyız. Devlet sayfa sayısı olarak azami fiyat belirlemeli mesela bunun dışına kimse çıkamamalı. Burada akıllara şu soru gelebilir. eğer böyle bir taban tavan fiyat politikası izlenirse kalite düşebilir. Hayır arkadaşlar serbest piyasada tutunmak için bunu düşüremezler aksine fiyat eşit olduğu için kar marjlarını azalatıp daha iyisini yapmaya çalışacaklar. bu şekilde küçük işletmelerin de dev piyasada yer bulma şansı olabileceğini düşünüyorum.
Benim ki bir başlangıç yazısı idi varsa fikirleriniz buyrun paylaşalım...
KDV'nin kaldırılması bence sorunu çözmez. Kaldı ki KDV %18'den %8'e düşürüldü. Değişen bir şey oldu mu? Benim bildiğim okuma oranı yüksek bir çok gelişmiş ülkede kitaba vergi ayrıcalığı yoktur. Buna rağmen okuma oranları yüksek. Oralarda meyveye, deterjana, TV'ye ne vergi veriyorsan kitaba da aynı oranda vergiyi verirsin.
Bence iş tamamen zihniyette bitiyor. Bu da KDV'nin kaldırılmasıyla çözülecek iş değil.
Diyelim %8 KDV kalktı. 20 TL'lik bir kitap en fazla 18 TL'ye geriler. Kimse de 20 TL'den 18 TL'ye düştü diye kitap almayacaktır.
Devletin de fiyat denetimi yapacağını düşünmüyorum; zaten doğru da olmaz. Kitap pahalı, o zaman korsana hücum denildi, ehh, yayınevleri o işe de el attılar; korsan kitapların kalitesinden belli.
m.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/03/01/ekitapta-vergi-dopingi
kitapta kdv olmamalı bence de. özellikle araştırma kitaplarında. diğerleri %1 olabilir
Pulstar bunu bir baslangic olarak gor. Bunun ardindan egitim ve ders sistemleri nin yeniden derlenip mufredata sadece kitap dersleri isteyerek devam edilir. He dersiniz onada su bakanligi bakiyor. Ve bende derim ki ben vatandasim isterim. :) haricen tabi ki sadece kdv ile bitmiyor. Hele bir onu yapsinlar. Bandrol ucretlerinin kaldirilmasi. YayinevlerI ve perakendecilerin maksimum kar siniri gibi bir suru istegimiz olacak o zamanda. 20 liralik bir kitabin 4 liralik maliyetini goz onune aldiracak. Ve yuzde yuz karla satsalar bile bize 8 liraya mal oldugunu gorecegiz. Kardesim bir yerden baslamak lazim. Bugune kadar kitaba hic yoksa 20000 lira param gitmistir net soyluyorum bunu. Sana zahmet kdvsini bir hesaplarmisin
Bunları böyle yazmak güzel de ütopya gibi kalıyor. :)
Geçenlerde bir arkadaş dökümünü çıkarmıştı. Kitabın dağıtıcısı ve perakende satanı, yazandan ve basandan daha fazla kazanıyor diye. Hatırlayan varsa linkini bi' zahmet eklesin.
Sokaktaki adama bu görüşü söylesek, adam pazardaki fiyatları gösterip devlet önce buna çözüm bulsun der. Zira sebze ve meyvede de dağıtan ve satan, üretenden daha fazla kazanıyor.
Bu halkın büyük çoğunluğunun kitaptan daha önemli ihtiyaçları var ve tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki hemen herkes kendi ihtiyaçlarını ve özlemini giderecek ürünlerde vergilerin kaldırılmasını veya azaltılmasını istiyor.
Her şeyden önce bu halkın ivedilikle vergi mükellefiyeti bilinci gelişmeli. Bu da, "ben vergimi veriyorum yeaa" argümanıyla olacak iş değil. Vergini tıkır-tıkır ödemen senin vergi mükellefiyeti bilincinin geliştiğini göstermez. Herkes vergisinin takipçisi olacak, gerektiğinde hesabını soracak. Maalesef bu bilinçte olamadık-oldurmadılar. Gelişmiş ülkelerle aramızdaki fark işte budur; onlar bilincindeler ve bu tür konulara kafa yormuyorlar. Zira onlara on yüz bin milyon farklı kalem vergi, verginin vergisi gibi yükler bindirilmiyor. Hele bir bindirsinler...
...ve tam bu noktadan sonrası derin konulara girer. Ancak ne demek istediğim anlaşılmıştır diye düşünüyorum.
Velhasıl, aç karna kitap okunmaz. Okunsa da bir şey anlaşılmaz. :)
bu biraz da yayınevinin paragözlüğü. adam telif hakkını alıyor, belki çok satmaz diye de telif parasını çıkarmak için koyuyor da koyuyor fiyata.
@Pulstar noktası virgulüne katılıyorum, ne yazık ki. ABD'de millet kuruş kuruş hesapliyor, yetmiyor bazen devlet geri getir şu kadarını al diyor vatandaş bilinçli bir şekilde gidiyor parasini alıyor. Ne alaka diyeceksiniz belki ama, adamların evinde çöp ogutucu var. Birine kazara degsen bile tedirgin olmalısın çünkü bireyi üstün tutan hukuk ön planda. bizde ohooo ona vergi buna vergi yetmedi şuna vergi. Halk desen guk demesi yıllar alıyor. Çok şükür uyanan bir kesim var artık. Ama devlet sistemi düzelmedikce neye yarar?
pulstar kitap formu olduğu için konuyu geniş tutmadım farklı bir form üzerinden tabi ki bu konuları uzun uzadıya tatışırız. Lakin 20 liralık bir kitabın sadece %6 ila %8 lik kısmının yazara gittiği kalanın yayınevleri vergiler perakendeciler arasında büyük rantlarla kapışıldığı gerçeğine göz yummak beni rahatsız ediyor. bir şekilde bütün kitap formalrında bunları dile getiröeye çalışıyoruz bir yerden başlamamız lazım. bir şekilde örgütlenmemiz lazım. yayınevlerinin tek eline düşmüş yazar teliflerine itiraz etmemiz lazım. bilgi kitleseldir ve tekelcilikte rant piyasasında ticaret yumağı haline gelmesi bence herkesi rahatsız etmeli.
Aslında konu yazarların kendini geliştirmesi ve pazarlamasıyla ilgili bir konu ve bunda da, "ben kitap yazdım hadi paralar bavulla gelsin" diye bir durum söz konusu değil.
Şimdi ntvmsnbc'den 2 tane link paylaşacağım.
En çok kazanan Türk yazarlar (2011): http://www.ntvmsnbc.com/id/25345476
En çok kazanan yabancı yazarlar (2011): http://www.ntvmsnbc.com/id/25373355
Göründüğü gibi en çok kazanan 10. yabancı yazar en çok kazanan Türk yazardan 2 kat fazla kazanmış. Ha, yine de en çok kazananın kazancı Türkiye'nin sosyo-kültürel şartlarına göre çok çok iyi ve ödedikleri gelir vergisi de listedeki yabancı yazarlardan çok daha düşük. Ayrıca daha önce dediğim gibi onlarda okurun kitaba verdiği vergi daha yüksek.
Yine de her iki taraf da bu seviyeye dün başlayarak gelmediler ve dikkat ederseniz telif ücretlerini ayrıca söylüyorlar.
Özetle durum yazarların kendilerini ne derece geliştirebildikleri ve pazarlayabildikleri ile ilgilidir. Bunlarda ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar kitapta KDV yeniden %18 bile olsa çok etkilenmezler.
Kitap dünyası da diğer sanat dalları gibi bir kurtlar sofrası. Kendini orada meze olmaktan kurtaran kazanır. Kurtaramayan ne olursa olsun kazanamaz. Bu da biz okurların izin vermemesiyle, itiraz etmesiyle olacak iş değil; zira ortada ciddi bir rant var.
hocam öncelikle ayşe kuli'nin telif hakkıyla yeni yazarlığa başlamış bir yazarın telif hakkını kıyaslarsan yanılırsın. türkiye'de basılan kitapların %25 dilimini geçemez bu büyük yazarlar. kalanı bahsettiğim yüzdeliğin üstüne çıkamaz.
diğer bir üzüldüğüm eleştirin var olan rantı okurların engelleyemeyeceği. bahsettiğimiz konu kitap ve kitap bir okuru olmadan para etmez. Burda insiyatif tamamen okurdadır.
Daha önce ki mesajlarda da bahsettiğim gibi benim derdim %8 değil.Bu rakam ile başlamak. dediğim gibi yazarın kazandığında gözümüz yok ki zaten oranlarsan bir şey de kazandıkları yok. bir çok yazar tanıyorum hayatlarını idame edebilmek için maaşlı bir işte çalışmak zorundalar. benim derdim kdv, bandrol, yayınevi kar sabitlemesi, perakende kar sabitlemesi veyahut bu sektör üzerinde kültür bakanlığının alt bölümü oluşturularak taban ve tavan fiyatını kontrol etmek.
hocam ben umberto eco okumayı seviyorum. ama kitabını 50 lira verip alamıyorum, benim derdim bu.
Hocam diğer konunu okuyunca işin içindeymişsin gibi geldi. Ben senin dediklerine katılıyorum. Ancak misal Can Yayınları nasıl bu fiyatlarla varlığını sürdürüyor. Kazanıyorlar demek ki. Ayrıca Türk yazarlarına da pek önem verdiklerini düşünmüyorum. Bu yayınevinden pek Türk yazar hatırlamıyorum.
...ve ben bu Türk halkını da anlamıyorum. Bunca olumsuz fiyat politikalarına rağmen eylemsizlikleri devam ediyor; sanki hiçbir şey olmamış gibi, sadece kitap değil. En son örnek işte cep telefonlarından taksitli satışların kalkması. Tamam fiyatlar düşer dedik aksine fiyatlar 2500 TL'ye çıktı.
Kitabı da internet siteleri ve taksit avantajı sayesinde okuyabiliyoruz.
Az önce idefix kampanyasında son gün diye 7 kitabı 65 TL'ya 4 taksitle aldım. 65 TL'yi tek seferde verip al desen alamam.
aslında işin içinde değilim sadece kitap sapığıyım. bir kitabı elime aldıysam çevirmeninden tut baskı firmasına kadar araştırırm. beğenirsem yazarına ulaşmaya çalışırım ki bu sayede bir çok yazar arkadaşım mevcut ve bir çok ünlü yazarla whhatsapp dan geyik yapabiliyorum. Can yayınları yoluna oturtmus artık. kitalesel bir protesto olmadığı sürece taviz vermez. bugün herhangi bir ünv. sanat tarihi veya tarih bölümünün ortaçağ konunda herkes umberto ecoya muhtac bu gibi ktirik noktaları adamlar ele geçirmişler keyifleri yerinde.
Bodoslama girdim ama @umurozcan sorunların en büyüklerinden biri de bu; Eco okuyamıyorsanız ama Stephen King severi olsaydınız 3-5 TL'ye hemen her yerden alıp okuyabilirdiniz.
Kaliteli (addedilen) kitap ve yazar, kalitesiz, harcıalem, okugeç (addedilen) kitap ve yazara göre her zaman daha pahalı olacaktır. Kitap da bu manada iyi bir restoranla kötü bir restoran, iyi bir hizmetle kötü bir hizmet, kaliteli bir işle kalitesiz bir iş arasındaki ikilik kapsamında değerlendirilir.
Ama herkes o iyi (addedilen) yazarları basmaz, basmak istemez. Basmaz çünkü ne olursa olsun onlar bir ayda 10-20 baskı yapan kitaplar olmayacaklardır asla. Basmaz çünkü birçok eski yayınevi o isimleri parsellemiştir.
Bir de allahaşkına bilgi kitleselse lütfen söyleyin Ayşe Kulin'e internetten yayımlasın kitaplarını. Orhan Pamuk'a falan da deyiverin hele. İsmi duyulmamış ama emek emek kitaplar hazırlayan bir yayınevi bulup parasını cebinden ödeyerek bastırtıveren o kadar çok insana söyleyiverin de copyright falan demeden açsınlar kendi bilgilerini, görgülerini, kurgularını özgür erişime.
Kişi başına düşen yıllık okuma oranı 0,7'den 3-5 oranına yükseldiğinde, bkz. ABD'deki gibi kitap kapaklarının arkasında (istisnaları dışarıda bırakalım) sadece şu rakamları görmeye başlarız: 6,99 / 7,99 / 9,99. Bu fiyat babında son derece iyi bir şey, ama sadece üç beş kişinin kitaba 20000 vermiş olmasıyla, KDV'nin düşmesiyle falan olmaz.
On binlerce kitap bu fiyatlar marjındadır. Ama işin görünmeyen bir yanı da var, ABD'de 4 adet devasa - şöyle yazmalı - DEVASA holding yürütür bütün baskı işlerini. Bütün o markalar, çeşitlilik vs. onların alt şirketleridir. Ben şahsen Türkiye'de bunun olmasındansa kitabın pahalı olmasını yeğlerim arkadaşlar.
İlk paragrafla son paragrafı da böylece bağlayalım: çeşitlilik azaldıkça, holding baskıları (ki bunlar piyasada hakim olana kadar fiyat azaltımı baskısı da yapacaktır) arttıkça, addedilen falan demiyorum gerçekten kötü kitap ve yazarlar, vasatlar, HALK BUNU İSTİYOR'LAR ortalığı doldurmaya, iyi (addedilen) kitap ve yazarlar, farklı olanlar, söyleyecek bir şeyleri olabilecekler bu kalabalık içinde yok olmaya başlarlar.
